Bir işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi durumunda, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesi uyarınca bildirim süreleri (ihbar süresi) ile yıllık ücretli izin süreleri arasındaki ilişki nasıldır? Bu süreler iç içe girebilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #89110

Hayır, bu süreler iç içe giremez. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesinin son fıkrası bu durumu açık ve emredici bir hükümle düzenlemiştir. Maddeye göre, 'İşveren tarafından iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde 17 nci maddede belirtilen **bildirim süresiyle**, 27 nci madde gereğince işçiye verilmesi zorunlu **yeni iş arama izinleri, yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe giremez**.' Bu hükmün pratik sonuçları şunlardır: 1. **İhbar Süresinde Yıllık İzin Kullandırılamaz:** İşveren, işçinin iş sözleşmesini feshettiğini bildirip ihbar süresini başlattıktan sonra, bu ihbar süresi içinde işçiye daha önce hak ettiği yıllık iznini kullandıramaz. İhbar süresinin amacı işçinin yeni iş aramasına olanak tanımak, yıllık iznin amacı ise dinlenmektir. Kanun koyucu bu iki farklı amacın aynı anda gerçekleşemeyeceğini kabul etmiştir. 2. **Önce İzin, Sonra İhbar Süresi (veya tam tersi):** İşveren, işçiye önce yıllık iznini kullandırmalı, izin bittikten sonra ihbar süresini başlatmalıdır. Veya ihbar süresi sonunda, kullanılmamış yıllık izinlerin ücretini ödemelidir. 3. **Hakkın Ücrete Dönüşmesi:** Eğer işveren bu kurala aykırı olarak ihbar süresi içinde işçiye yıllık izin kullandırırsa, bu hukuken geçerli bir izin kullanımı sayılmaz. İşçi, bu şekilde kullandırılan izin süresine ait ücretini, iş sözleşmesi sona erdiğinde işverenden ayrıca talep edebilir. Yani, işveren hem ihbar süresine ilişkin ücreti hem de haksız şekilde kullandırdığı yıllık iznin ücretini ödemek zorunda kalır.