Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 16.01.2019 tarihli, 2018/7790 E. ve 2019/1445 K. sayılı kararında, şüphelinin hakaret içeren bir tweet'i 'retweet'lemesi fiilinin, hakaret suçundan kamu davası açılması için 'yeterli şüphe' oluşturduğuna karar verilmiştir. Kararda bu sonuca ulaşılırken dikkate alınan 'taraflar arasında önceden görülen kamu davasının bulunması' olgusu, retweet eyleminin hukuki nitelendirmesinde nasıl bir rol oynamıştır?
Bu olgu, retweet eyleminin hukuki nitelendirmesinde, özellikle suçun **manevi unsuru olan kastın** varlığına ilişkin şüphenin güçlenmesinde kilit bir rol oynamıştır. Ceza hukukunda bir eylemin suç oluşturabilmesi için maddi unsurun (fiil) yanı sıra manevi unsurun da (kast/taksir) bulunması gerekir. Hakaret suçu, ancak kastla işlenebilir. Bir retweet eylemi, tek başına farklı amaçlarla (bilgi verme, eleştirme, kınama, arşivleme) yapılabilir. Şüphelinin savunması da bu yönde, yani 'bilgi amacıyla' paylaştığı şeklindedir. Ancak, 'taraflar arasında önceden görülen kamu davasının bulunması', iki taraf arasında bir **husumet** veya **anlaşmazlık** olduğuna dair somut bir delildir. Bu husumetin varlığı, mahkeme veya savcılık nezdinde şu karineyi güçlendirir: Şüpheli, hakaret içeren bu tweet'i tesadüfen veya masumane bir 'bilgi verme' amacıyla değil, aralarındaki bu husumet nedeniyle, müştekinin onur, şeref ve saygınlığını rencide etme **özel kastıyla** paylaşmış olabilir. Dolayısıyla, önceden var olan husumet, şüphelinin soyut 'bilgi amaçlıydı' savunmasını zayıflatmakta ve eylemin arkasındaki olası 'hakaret kastı'nı işaret etmektedir. Yargıtay, bu somut olguyu, tweet'in ağır içeriği ve failin ikrarıyla birleştirdiğinde, soruşturmayı sonlandırmak yerine, delillerin mahkemede tartışılması gerektiği sonucuna varmış ve CMK m. 170/2 anlamında 'yeterli şüphe'nin oluştuğuna kanaat getirmiştir. Husumet, burada kastın varlığına dair en önemli emare olarak değerlendirilmiştir.