TCK m.220/6'da tanımlanan 'örgüt adına suç işleme' fiili, her durumda failin ayrıca 'örgüte üye olmak' suçundan da cezalandırılmasını mı gerektirir? Silahlı ve silahsız örgütler açısından bu fıkranın uygulanmasında bir fark var mıdır?
TCK m.220/6'nın lafzı '...kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır' şeklinde emredici bir ifade içerse de, bu hükmün uygulanması örgütün silahlı olup olmamasına göre farklılık gösterir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları bu ayrımı netleştirmiştir: 1. **Örgüt Silahsız İse:** * Eğer suç, **silahsız** bir çıkar amaçlı suç örgütü adına işlenmişse, fail hem işlediği asıl suçtan (örneğin, dolandırıcılık) hem de TCK m.220/2 uyarınca **'örgüte üye olmak'** suçundan ayrı ayrı cezalandırılır. Bu durumda fıkra metni doğrudan uygulanır. 2. **Örgüt Silahlı İse:** * Eğer suç, **silahlı** bir örgüt adına işlenmişse, fail TCK m.220/6'ya göre değil, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (TMK) 5. maddesi uyarınca cezasının ağırlaştırıldığı TCK m.314/2'deki **'silahlı örgüte üye olma'** suçundan sorumlu tutulur. Yani, fail hem işlediği asıl suçtan (örneğin, silahlı örgüt adına adam kaçırma) hem de **ayrıca** TCK m.314/2'den (silahlı terör örgütüne üye olma) cezalandırılır. TCK m.220/6'daki 'örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır' ifadesi, bu durumda silahlı örgüt üyeliği olarak yorumlanır ve uygulanır. Yargıtay, bu durumda TCK m.220/6'nın değil, özel kanun olan 3713 sayılı Kanun ve TCK m.314'ün uygulanması gerektiğini kabul etmektedir. Özetle, 'örgüt adına suç işleme' fiili her durumda failin ayrıca bir örgütsel suçtan cezalandırılmasını gerektirir. Ancak bu örgütsel suç, örgütün niteliğine göre ya TCK m.220/2 (silahsız örgüt üyeliği) ya da TCK m.314/2 (silahlı örgüt üyeliği) olacaktır.