5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na göre ihbarda bulunan 'muhbir'in, ceza yargılamasında tanık olarak dinlenmesi bir zorunluluk mudur? Muhbirin kimliğinin gizli tutulması kural mıdır, istisna mıdır? Yargıtay'ın 08.02.2008 tarihinden sonraki uygulaması nasıldır?
08.02.2008 tarihinden önce, 2313 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereği, uyuşturucu suçlarını ihbar edenlerin kimlikleri rızaları olmadıkça açıklanamıyordu. Ancak 5728 sayılı Kanun ile bu maddenin yürürlükten kaldırılması, muhbirin hukuki statüsünü kökten değiştirmiştir. 08.02.2008 tarihinden sonraki Yargıtay uygulamasına göre: 1. **Tanık Olarak Dinlenme Zorunluluğu:** Muhbir, artık kural olarak genel hükümlere tabi bir **tanıktır**. Özellikle sanığın suçu inkar ettiği ve muhbirin beyanının mahkumiyet için önemli bir delil olduğu durumlarda, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve çelişmeli yargılama ilkesinin sağlanması için muhbirin mahkemede tanık olarak dinlenmesi bir **zorunluluktur**. (Bkz. Yargıtay 9. CD, 2015/8242 E.) 2. **Kimliğin Gizli Tutulması İstisnadır:** Muhbirin kimliğinin gizli tutulması artık kural değil, **istisnadır**. Bu istisnanın uygulanabilmesi de sıkı şartlara bağlanmıştır. CMK m. 58/2 uyarınca, bir tanığın kimliğinin gizli tutulabilmesi kural olarak sadece **'bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla'** sınırlıdır ve tanığın veya yakınlarının hayatının, beden bütünlüğünün veya malvarlığının ağır bir tehlikeyle karşı karşıya kalması gerekir. Eğer bu şartlar yoksa, muhbirin kimliği açıklanarak dinlenmelidir. 5607 sayılı Kanun'un 19. maddesinde yer alan 'ihbar edenin kimliği, rızası olmadıkça açıklanamaz' hükmü olsa da, Yargıtay bu hükmü dar yorumlamakta ve adil yargılanma hakkı gereği, sanığın aleyhindeki en önemli tanığı sorgulama hakkının engellenemeyeceğini, bu nedenle (örgütlü suçlar gibi istisnai durumlar hariç) muhbirin kimliğiyle birlikte duruşmada dinlenmesi gerektiğini kabul etmektedir. (Bkz. Yargıtay 10. CD, 2016/2702 E.)