TCK m. 6/1-j'de tanımlanan 'örgüt mensubu suçlu' kavramı ile 5275 sayılı Kanun m. 107/4'te yer alan 'örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkumiyet' kavramları arasındaki farklar, infaz rejiminin belirlenmesinde nasıl bir karmaşaya yol açmaktadır? Bir suçun 'örgüt faaliyeti çerçevesinde' işlendiği tespiti, failin 'örgüt mensubu' olduğu tespiti olmaksızın mümkün müdür?
Bu iki kavram arasındaki uyumsuzluk ve farklılık, infaz rejiminin belirlenmesinde ciddi bir karmaşaya ve 'ceza sorumluluğunun şahsiliği' ilkesinin ihlali riskine yol açmaktadır. Karmaşanın kaynakları şunlardır: - **Kavramsal Farklılık:** - **TCK m. 6/1-j:** 'Örgüt mensubu suçlu'yu tanımlarken faile odaklanır ve belirli sıfatları (kuran, yöneten, katılan, örgüt adına suç işleyen) sayar. Bu tanımda 'örgüte yardım eden' veya 'örgüt faaliyeti çerçevesinde suç işleyen' ibareleri yoktur. - **5275 s.K. m. 107/4:** Failin sıfatından çok, işlenen **fiile** odaklanır ve 'örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan' mahkumiyeti yeterli görür. **Karmaşa ve Şahsiliğin İhlali Riski:** Sorun, özellikle bir sanığın örgütsel bağı (üyelik, yöneticilik vb.) hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığı, ancak işlediği suçun, başka bir davada varlığı sabit olan bir 'örgütün faaliyeti çerçevesinde' işlendiğinin kabul edildiği durumlarda ortaya çıkar. Bu durumda, sanık TCK m. 6/1-j'ye göre 'örgüt mensubu' sayılmasa bile, sırf suçun niteliği nedeniyle 5275 s.K. m. 107/4'teki ağırlaştırılmış infaz rejimine tabi tutulabilmektedir. **'Örgüt Mensubu' Olmadan 'Örgüt Faaliyeti' Mümkün müdür?** TCK m. 220'nin sistematiği açısından bu mümkün olmamalıdır. Bir suçun fail açısından 'örgüt faaliyeti çerçevesinde' işlenmiş sayılabilmesi için, failin o örgütle TCK'da tanımlanan bir bağının (üyelik, yöneticilik, adınasuç işleme vb.) bulunması gerekir. Failin örgütsel konumu bireyselleştirilmeden, sadece fiilin objektif niteliğine bakılarak ağırlaştırılmış infaz rejiminin uygulanması, fail hakkında mahkumiyet kararında yer almayan bir sıfatın (örgütlü suçlu) infaz aşamasında ona atfedilmesi anlamına gelir. Bu durum, 'ceza sorumluluğunun şahsiliği' ve 'hukuki belirlilik' ilkelerine aykırıdır. Ancak uygulamada, suçun niteliğine odaklanan geniş yorumun benimsendiği ve bu tür uygulamaların yapıldığı görülmektedir. İncelenen metin, bu uygulamanın hukuka aykırı olduğunu savunmaktadır.