5237 sayılı TCK m. 43/1'de düzenlenen zincirleme suç ile ilgili Yargıtay 9. Ceza Dairesi ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında ortaya çıkan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından çözümlenen uyuşmazlığın temelini oluşturan 'fiili kesinti' kavramını açıklayınız. Sanığın ilk eyleminden sonra hakkında soruşturma başlatılması ve ifadesinin alınması neden 'suç işleme kararının yenilendiği' şeklinde yorumlanabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #89068

'Fiili kesinti' kavramı, zincirleme suçun sübjektif unsuru olan 'aynı suç işleme kararı'nın devamlılığını ortadan kaldıran olayları ifade eder. Hukuki kesintiden (iddianame düzenlenmesi gibi) farklı olarak fiili kesinti, failin suç eylemleri arasına giren ve onun suç işleme iradesini kesintiye uğratan maddi olaylardır. Yargıtay içtihatlarına göre, failin ilk eyleminden sonra yakalanması, gözaltına alınması, ifadesinin alınması, tutuklanması veya cezaevine girmesi gibi olaylar tipik fiili kesinti halleridir. Sanığın ilk eyleminden sonra hakkında soruşturma başlatılması ve ifadesinin alınması, 'suç işleme kararının yenilendiği' şeklinde yorumlanır çünkü: 1. **Risk Algısının Değişmesi:** Soruşturmaya maruz kalmak ve ifade vermek, failin yakalanma riskini somut bir şekilde tecrübe etmesine neden olur. Bu durum, ilk eylemi gerçekleştirirken sahip olduğu zihinsel durumu ve iradi devamlılığı kırar. 2. **Devletin Müdahalesi:** Devletin ceza soruşturması mekanizmalarının devreye girmesi, failin kesintisiz bir şekilde eylemlerine devam etme planını bozar. Artık fail, devletin takibi altında olduğunu bilerek hareket etmek zorundadır. 3. **Yeni Bir Karar Gerekliliği:** Bu kesintiden sonra, failin aynı suçu tekrar işlemesi, artık başlangıçtaki o kesintisiz kararın bir parçası olarak değil, yakalanma riskini ve değişen koşulları göze alarak verdiği **yeni bir kararın** ürünü olarak kabul edilir. İncelenen metinde de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı, sanığın ilk fiillerinden sonra hakkında soruşturma yürütülmesi ve ifadesinin alınmasının 'fiili kesinti' oluşturduğu, bu nedenle sonraki eylemin yeni bir suç işleme kararıyla işlendiği ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı tezine dayanmaktadır. Bu yaklaşım, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarıyla da uyumludur.