İHAM'ın İzzettin Doğan ve diğerleri kararında, devletin Aleviliği özerk bir inanç olarak tanımaması ve Alevilerin dini kamu hizmetlerinden mahrum bırakılması, 'laiklik' ilkesiyle gerekçelendirilmeye çalışılmıştır. İHAM, bu argümanı neden kabul etmemiştir? Mahkemeye göre, Türkiye'deki mevcut uygulama laiklik ilkesiyle nasıl bir çelişki içindedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #89047

İHAM, İzzettin Doğan ve diğerleri kararında, devletin bu argümanını kabul etmemiştir çünkü Türkiye'deki mevcut uygulamanın kendisinin laiklik ilkesinin gerektirdiği tarafsızlıkla çeliştiğini tespit etmiştir. İHAM'ın bu sonuca ulaşmasındaki mantık silsilesi şöyledir: 1. **Laikliğin Gereği Tarafsızlıktır:** İHAM'a göre laiklik ilkesi, devletin dinler ve inançlar karşısında mutlak bir tarafsızlık içinde olmasını, hiçbir dine veya inanca ayrıcalık tanımamasını gerektirir. 2. **Mevcut Uygulamanın Tarafsız Olmaması:** İHAM, Türkiye'de devletin, Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla, İslam'ın sadece belirli bir yorumunu (Sünni İslam) tamamen sübvanse ettiğini (finanse ettiğini), bu yorumun dışındaki inanç gruplarına (Aleviler dahil) ise dini kamu hizmeti sunmadığını ve mali destek sağlamadığını tespit etmiştir. Bu durum, devletin dinler karşısında tarafsız olmadığını, aksine belirli bir inanç yorumuna açıkça öncelik ve ayrıcalık tanıdığını göstermektedir. 3. **Argümandaki Çelişki:** Devlet, bir yandan sadece bir inanç grubuna yönelik kapsamlı bir kamu hizmeti sunarken, diğer yandan Alevilerin benzer taleplerini 'laiklik ilkesine aykırı sonuçlar doğuracağı' gerekçesiyle reddetmektedir. İHAM, bu durumu çelişkili bulmuştur. Mahkemeye göre, eğer laiklik ilkesi devletin dini hizmet sunmamasını gerektiriyorsa, bu kuralın tüm inanç grupları için eşit şekilde uygulanması gerekir. Devletin, zaten tarafsızlık ilkesini ihlal eden mevcut bir uygulamayı sürdürürken, bu ilkeyi Alevilerin taleplerini reddetmek için bir kalkan olarak kullanması kabul edilemez. Kısacası İHAM, Alevilerin dini kamu hizmetlerinden yoksun bırakılmasının 'laiklik' ilkesi ile gerekçelendirilmesine anlam verememiş, aksine, mevcut durumun kendisinin 'laiklik' ilkesinin gerektirdiği tarafsızlık ve eşitlik prensiplerine aykırı olduğunu ortaya koymuştur.