İHAM'ın Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı ve İzzettin Doğan ve diğerleri kararlarında, Türkiye'de cemevlerine ibadethane statüsü tanınmamasının ve ibadethanelere sağlanan mali avantajlardan (örneğin elektrik ücreti muafiyeti) yararlandırılmamasının, din ve vicdan özgürlüğü ile ayrımcılık yasağının ihlali olarak kabul edilmesinin temel hukuki gerekçesi nedir? Devletin 'Alevilik İslam'ın bir yorumudur, ayrı bir din değildir' şeklindeki teolojik argümanı İHAM tarafından neden geçersiz sayılmıştır?
İHAM'ın bu kararlarında ihlal sonucuna varmasının temel hukuki gerekçesi, Devletin dinler ve inançlar karşısında **tarafsızlık (neutrality) ve yansızlık (impartiality)** görevini ihlal etmesidir. İhlalin dayandığı ana noktalar şunlardır: 1. **Fonksiyonel Eşitlik:** İHAM, bir yerin ibadethane olup olmadığına karar verirken ismine veya resmi tanımına değil, fiili fonksiyonuna bakar. Cemevlerinin, Alevi inancına mensup kişilerin ibadetlerini (cem törenleri) yerine getirdikleri, cenaze hizmeti sundukları ve bu yönüyle diğer dinlerin mabetleriyle (cami, kilise, sinagog) aynı fonksiyonu gördüğünü tespit etmiştir. 2. **Ayrımcı Muamele:** Devlet, diğer dinlerin ibadet yerlerine elektrik ücreti muafiyeti gibi mali avantajlar sağlarken, aynı fonksiyona sahip olan cemevlerini bu avantajlardan mahrum bırakmaktadır. Bu durum, din temelinde farklı bir muamele teşkil etmektedir. 3. **Objektif ve Makul Gerekçenin Yokluğu:** İHAM'a göre, bu farklı muamelenin ayrımcılık yasağını (İHAS m.14) ihlal etmemesi için 'objektif ve makul bir gerekçesi' olmalıdır. Devletin 'Alevilik İslam'ın bir yorumudur, ayrı bir din değildir' şeklindeki ve Diyanet İşleri Başkanlığı görüşüne dayanan argümanı, İHAM tarafından geçersiz sayılmıştır. Çünkü: a. **Devletin Tarafsızlık Görevi:** Laik bir devletin görevi, dinler veya inançlar arasında birinin diğerinden üstün veya daha 'doğru' olduğuna karar vermek, teolojik yorumlar yapmak veya bir inancın iç yapısını tanımlamak değildir. Devletin, bir inancın meşruluğunu veya niteliğini belirleme konusunda takdir yetkisi yoktur. b. **Özerk Varlığa Saygı:** Her dini topluluğun, devlet müdahalesi olmaksızın kendi inancını tanımlama ve özerk bir varlık olarak tanınma hakkı vardır. Devletin Aleviliği İslam'ın bir alt yorumu olarak tanımlaması, Alevi toplumunun kendi kimliğini ve özerk varlığını tanımlama hakkına bir müdahaledir. Sonuç olarak İHAM, devletin teolojik bir tartışmaya girerek Alevilere yönelik farklı muameleyi meşrulaştıramayacağını, bu yaklaşımın devletin tarafsızlık ödeviyle bağdaşmadığını ve dolayısıyla yapılan farklı muamelenin objektif ve makul bir temelden yoksun, ayrımcı bir nitelik taşıdığını tespit etmiştir. (Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı/Türkiye, B. No: 32093/10; İzzettin Doğan ve diğerleri/Türkiye, B. No: 62649/10)