Danıştay Sekizinci Dairesi'nin E.2019/9162 sayılı kararında, mahkeme kararıyla isim ve cinsiyet değiştiren bir kişinin diplomasının yeni bilgilere göre yeniden düzenlenmesi talebinin reddedilmesi işlemi iptal edilmiştir. Danıştay bu sonuca ulaşırken hangi temel hak ve ilkelere dayanmıştır? Kararın, AYM'nin M.K. kararıyla paralellik arz eden yönleri nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #89043

Danıştay Sekizinci Dairesi, anılan kararında işlemi iptal ederken şu temel hak ve ilkelere dayanmıştır: - **Kişinin Maddi ve Manevi Varlığını Koruma ve Geliştirme Hakkı (Anayasa m.17):** Cinsiyet değişikliği sonrası tüm resmi belgelerin yeni kimliğe uygun hale getirilmesinin, kişinin manevi varlığı ile doğrudan ilgili olduğu vurgulanmıştır. - **Özel Hayata Saygı ve Kişisel Verilerin Korunması Hakkı (Anayasa m.20, AİHS m.8):** Kararda, kişinin önceki isim ve cinsiyetine dair bilgilerin 'özel nitelikli/hassas kişisel veri' olduğu, bunların üçüncü kişilere ifşa edilmemesi gerektiği belirtilmiştir. Diplomanın yeniden düzenlenmemesi, bu hassas verilerin ifşasına yol açarak özel hayatın gizliliğini ihlal etmektedir. - **Eşitlik İlkesi (Anayasa m.10):** Her ne kadar doğrudan atıf yapılmasa da, kişinin hukuken tanınmış yeni kimliğine uygun muamele görme hakkı, eşitlik ilkesinin bir yansımasıdır. **AYM'nin M.K. Kararıyla Paralellikleri:** Her iki karar da sonuç ve temel felsefe olarak büyük paralellik arz etmektedir. - İkisi de, diploma gibi resmi belgelerin, kişinin mahkeme kararıyla değişen kimlik bilgilerine uyarlanmamasının, sadece bir usul meselesi değil, temel bir hak ihlali olduğunu kabul etmektedir. - Her iki karar da, bu durumun kişinin **özel hayatına ve manevi bütünlüğüne** yönelik bir müdahale teşkil ettiğini ve bu müdahalenin orantısız olduğunu vurgulamaktadır. - Her iki yüksek mahkeme de, idarenin usuli düzenlemelere (yönerge vb.) sıkı sıkıya bağlı kalarak temel hakları göz ardı edemeyeceğini, kamusal menfaat ile bireysel hak arasında adil bir denge kurması gerektiğini ortaya koymuştur. Danıştay kararının, AYM'nin M.K. kararındaki ihlal tespitini destekleyen önemli bir içtihat olduğu söylenebilir.