Cumhuriyet savcısının asliye ceza mahkemelerindeki duruşmalara katılmaması uygulamasını AYM, 2012 ve 2015 tarihli kararlarında Anayasaya uygun bulurken, İHAM İmret/Türkiye kararında ihlal sonucuna varmıştır. İki yüksek mahkemenin yaklaşımları arasındaki temel fark nedir? AYM'nin gerekçesi, İHAM içtihadı karşısında neden yetersiz kalmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #89038

AYM ve İHAM'ın yaklaşımları arasındaki temel fark, odaklandıkları ilkeler ve değerlendirme kriterleridir. **AYM'nin Yaklaşımı:** AYM, konuyu daha çok 'yasama organının takdir yetkisi' ve 'mahkemenin re'sen araştırma ilkesi' çerçevesinde değerlendirmiştir. Gerekçesinde; iddianameyle dava açıldıktan sonra mahkemenin maddi gerçeği re'sen araştırma yükümlülüğü bulunduğunu, savcının duruşmada bulunmamasının bu ilkeye ve dolayısıyla adil yargılanma hakkına aykırılık oluşturmayacağını belirtmiştir. AYM, savcı sayısının yetersizliği gibi pratik gerekçeleri ve yargıyı hızlandırma amacını, düzenlemenin meşruiyeti için yeterli görmüştür. Kararlarında, İHAM'ın 'objektif tarafsızlık' ve 'hakim ile savcı rollerinin karışması' konusundaki içtihadına değinmemiştir. **İHAM'ın Yaklaşımı:** İHAM ise meseleyi 'mahkemenin objektif tarafsızlığı', 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkeleri ekseninde ele almıştır. İHAM için kritik olan, mahkemenin re'sen araştırma yetkisinin olup olmamasından ziyade, bu yetkiyi kullanırken iddia makamının rolünü üstlenip üstlenmediğidir. Savcının yokluğunda, hakimin sanık aleyhine delil toplaması, İHAM'a göre mahkemenin yansızlığına dair haklı şüpheler doğurur ve 'taraf' gibi davrandığı izlenimi yaratır. **AYM Gerekçesinin Yetersizliği:** AYM'nin gerekçesi, İHAM içtihadı karşısında yetersiz kalmıştır çünkü; 're'sen araştırma ilkesi', hakimin tarafsızlığını ihlal etme yetkisi olarak yorumlanamaz. İHAM'ın vurguladığı gibi, bir suç isnadının esası hakkında karar verilirken iddia makamının duruşmada bulunması, modern ceza muhakemesinin (itham sisteminin) temel bir gereğidir. AYM'nin, mahkemenin savcının görevlerini de üstlenebileceği yönündeki dolaylı kabulü, 'kuvvetler ayrılığı'nın yargılama içindeki yansıması olan 'fonksiyonlar ayrılığı' (iddia, savunma, yargılama) ilkesiyle çelişmektedir. AYM, İHAM'ın bu konudaki yerleşik içtihadını göz ardı ederek dar bir ulusal hukuk yorumuyla yetinmiştir.