2011-2020 yılları arasında uygulanan, Cumhuriyet savcısının asliye ceza mahkemelerindeki duruşmalara katılmaması kuralı, İHAM'ın İmret/Türkiye kararında adil/dürüst yargılanma hakkının hangi ilkesine aykırı bulunmuştur? Mahkemenin savcının yokluğunda 're'sen delil toplaması' bu ihlal tespitinde nasıl bir rol oynamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #89037

İHAM'ın 20.03.2024 tarihli İmret/Türkiye kararında, Cumhuriyet savcısının asliye ceza mahkemelerindeki duruşmalara katılmaması uygulaması, adil/dürüst yargılanma hakkının (İHAS m.6) bir unsuru olan **'mahkemenin objektif tarafsızlığı'** ilkesine aykırı bulunmuştur. Objektif tarafsızlık, mahkemenin dış görünüş itibarıyla taraflara yansız olduğuna dair meşru bir güven vermesi anlamına gelir. Mahkemenin savcının yokluğunda 're'sen delil toplaması', bu ihlal tespitinde merkezi bir rol oynamıştır. İHAM, Ozerov/Rusya kararından beri sürdürdüğü içtihadını tekrarlayarak, savcının bulunmadığı bir yargılamada hakimin sadece mevcut delilleri incelemekle yetinmeyip, iddia makamının görev alanına girerek sanık aleyhine yeni deliller toplamasının (olayda keşif yapması, tanık dinlemesi, bilirkişi raporu alması gibi), 'hakim ve savcı rollerini karıştırdığını' belirtmiştir. Bu durum, mahkemenin tarafsızlığına gölge düşürmüş ve sanık nezdinde mahkemenin taraflı davrandığına dair haklı bir kuşku yaratmıştır. İHAM'a göre, iddia makamının yokluğunda mahkeme, iddia fonksiyonunu da üstlenmiş ve bu durum 'silahların eşitliği' ve 'çelişmeli yargılama' ilkelerini de zedelemiştir. Dolayısıyla, re'sen delil toplama eylemi, objektif tarafsızlık ihlalinin en somut göstergesi olarak kabul edilmiştir.