TCK m.216/3'ün uygulanabilmesi için aranan 'fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması' koşulu, bir somut tehlike suçu mu yoksa bir soyut tehlike suçu mu yaratmaktadır? AYM'nin Hakan Aygün ve Ufuk Çalışkan kararları ışığında, bu koşulun varlığının ispatı için 'vatandaşların şikayette bulunması' veya 'sosyal medyada paylaşımların çok sayıda beğeni alması' yeterli midir?
TCK m.216/3'te yer alan 'fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması' koşulu, bu suçu bir **somut tehlike suçu** haline getirmektedir. Bu, TCK m.216/1'de yer alan 'kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması' şartıyla benzer bir hukuki nitelik taşır. Yani, sadece fiilin işlenmesi suçun oluşumu için yeterli değildir; aynı zamanda bu fiilin kamu barışını bozma potansiyelini somut olarak taşıması ve yargı makamının bu elverişliliği tespit etmesi gerekir. Soyut bir tehlike veya varsayım yeterli değildir. AYM'nin kararları bu yorumu desteklemektedir: - **Hakan Aygün (B. No: 2020/13412)** kararında AYM, başvurucunun paylaşımlarının sosyal medyada çok sayıda beğeni almasının, 'herhangi bir şekilde kamu barışını somut olarak tehlikeye sokan bir durum olarak kabulünün mümkün olmadığını' ve paylaşımların kitlelerde nasıl bir etkileşim ve harekete sebebiyet verdiğine dair somut bir tespit bulunmadığını vurgulamıştır. - **Ufuk Çalışkan (B. No: 2015/1570)** kararında ise, yerel mahkemenin kamu barışını bozma elverişliliğini 'vatandaşlar tarafından gereğinin yapılması talebini içeren ihbar mektuplarına' dayandırmasını yetersiz bulmuştur. AYM, 'bu tür talepler nedeniyle başvurucunun cezalandırılmasını haklı kılacak düzeyde bir tehlikenin varlığını somutlaştıramadığını' belirtmiştir. Bu kararlar göstermektedir ki, 'kamu barışını bozmaya elverişlilik' koşulunun ispatı için, halkın bir kesiminin rahatsız olması, şikayette bulunması veya sosyal medyada etkileşim yaratması yeterli değildir. Yargı makamlarının, fiilin toplumda fiili bir kargaşa, çatışma veya düzensizlik yaratma yönünde açık ve yakın bir tehlike oluşturduğunu somut olgulara dayanarak gerekçelendirmesi zorunludur.