08.02.2008 tarihinde 5728 sayılı Kanun ile 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun'un 27. maddesinin yürürlükten kaldırılması, uyuşturucu suçlarında 'muhbir'in hukuki statüsünde nasıl bir değişiklik yaratmıştır? Bu tarihten sonra yapılan ihbarlarda muhbirin kimliğinin gizli tutulması ve tanık olarak dinlenmesi konusunda geçerli olan kural nedir?
2313 sayılı Kanun'un mülga 27. maddesi, 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun'a atıf yaparak, uyuşturucu suçlarını ihbar edenlerin kimliklerinin, rızaları olmadıkça açıklanamayacağını hükme bağlıyordu. Bu hüküm, muhbire kimliğinin gizli tutulması yönünde mutlak bir koruma sağlıyordu. Ancak, 08.02.2008 tarihinde bu maddenin 5728 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılması, uyuşturucu suçlarındaki muhbirin hukuki statüsünü kökten değiştirmiştir. Bu değişikliklerin sonuçları şunlardır: - **Tanık Olarak Dinlenme Zorunluluğu:** Bu tarihten sonra uyuşturucu suçlarını ihbar eden kişiler, artık genel hükümlere tabi birer 'tanık' olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla, rızaları olup olmadığına bakılmaksızın, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli görüldüğünde mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenmeleri bir zorunluluk haline gelmiştir. Yargıtay'ın bu konudaki içtihatları nettir (Bkz: Yargıtay 9. CD, 28.01.2016, E. 2015/8242). - **Kimliğin Gizlenmesi Kuralının Sınırlandırılması:** Muhbirin kimliğinin gizlenmesi, artık istisnai bir durumdur. CMK m.58 uyarınca, tanığın kimliğinin gizli tutulabilmesi, kural olarak, sadece 'bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla' sınırlıdır. Eğer uyuşturucu suçu bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmemişse, muhbir tanığın kimliği gizlenemez. Eğer örgüt faaliyeti varsa ve tanığın veya yakınlarının hayatı ağır tehlike altındaysa, kimliği gizlenerek (gizli tanık olarak) dinlenmesi mümkündür. 5607 sayılı Kanun m.19/4'te yer alan benzer düzenleme de bu genel kuralı değiştirmemektedir.