Anayasa Mahkemesi'nin Süleyman Başmeydan kararında, HAGB kararı ile birlikte verilen müsadere kararlarının infazı konusunda yasama organına yaptığı çağrının temelinde yatan hukuki sorun nedir? AYM'ye göre, 'mülkiyet hakkı' (Anayasa m.35) bu süreçte nasıl bir ihlal riskiyle karşı karşıyadır?
Anayasa Mahkemesi'nin Süleyman Başmeydan kararında işaret ettiği temel hukuki sorun, HAGB kararı verildiğinde müsadereye konu eşyanın akıbeti, elkoyma tedbirinin devam edip etmeyeceği, müsadere kararının ne zaman ve nasıl infaz edileceği konusunda mevzuatta bir 'belirsizlik' bulunmasıdır. Bu yasal boşluk, mülkiyet hakkı açısından ciddi bir ihlal riski yaratmaktadır. AYM'ye göre mülkiyet hakkının ihlal riski şu şekilde ortaya çıkmaktadır: 1. **Hukuki Belirsizlik ve Öngörülemezlik:** HAGB kararı sanık hakkında hukuki sonuç doğurmazken, suçta kullanıldığı iddia edilen ve sanığın mülkiyetinde olan eşyaya elkoyma tedbiri yıllarca devam edebilmektedir. Denetim süresi sonunda dava düşse dahi, sanık bu süre boyunca mülkünden mahrum kalmaktadır. Bu durum, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin 'kanunilik' ve 'öngörülebilirlik' unsurlarını zedelemektedir. 2. **Orantısız Külfet:** HAGB kurumu sanığa ikinci bir şans tanımayı amaçlarken, müsadereye konu eşyanın belirsiz bir süre boyunca yedieminde tutulması veya infazı, sanığa orantısız bir külfet yüklemektedir. Özellikle eşyanın TCK m.54/4 kapsamında tehlikeli bir eşya olmadığı durumlarda (örneğin, suçta kullanılan araba), bu durum mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale teşkil eder. Bu nedenlerle AYM, yasama organına çağrı yaparak, HAGB kararı verildiğinde elkoyulan eşya ile ilgili nasıl bir karar verileceği, elkoyma tedbirinin devam edip etmeyeceği, müsadere tedbirinin ne zaman uygulanacağı ve mülk sahibinin haklarının (tazminat dahil) nasıl korunacağı gibi hususların açık ve net bir yasal düzenlemeye kavuşturulması gerektiğini vurgulamıştır. Bu belirsizlik giderilmediği sürece mülkiyet hakkı ihlallerinin devam edeceği tespit edilmiştir.