5271 sayılı CMK m.231/5, HAGB kararının 'sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını' ifade eder. Bu ilkenin, HAGB kararıyla birlikte verilen 'müsadere' kararı üzerindeki etkisi nedir? Yargıtay içtihatlarına göre, müsaderesine karar verilen eşyanın infazı ne zaman mümkün olur?
CMK m.231/5'te yer alan bu temel ilke, HAGB kararıyla birlikte verilen fer'i nitelikteki müsadere kararını da doğrudan etkiler. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre (örneğin Yargıtay 4. CD, 13.03.2019, E. 2019/779), HAGB kararı ile birlikte verilen müsadere kararı da bu hükme bağlı olduğundan 'askıda bir karar' niteliğindedir ve hüküm açıklanıncaya kadar hukuki sonuç doğurma yeteneği bulunmamaktadır. Bu doğrultuda, müsadere kararının infazı şu iki durumda mümkün olur: 1. **Hükmün Açıklanması Halinde:** Sanık, 5 yıllık denetim süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlerse veya denetimli serbestlik yükümlülüklerine aykırı davranırsa, mahkeme askıdaki hükmü açıklar. Bu mahkumiyet hükmü, kanun yolları tüketilerek kesinleştiğinde, müsadere kararı da kesinleşmiş olur ve infaz edilebilir. 2. **Düşme Kararı Sonrası Yeniden Değerlendirme:** Sanık denetim süresini başarıyla tamamlarsa, mahkeme CMK m.231/10 uyarınca HAGB kararını ortadan kaldırarak davanın 'düşmesine' karar verir. Bu durumda, askıdaki müsadere kararı da kendiliğinden ortadan kalkar. Ancak mahkeme, düşme kararı verirken, müsadereye konu eşyanın niteliğini yeniden değerlendirmek zorundadır. Eğer eşya, TCK m.54/4 uyarınca 'üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç oluşturan' bir eşya ise (örneğin, ruhsatsız silah, uyuşturucu madde), sanık hakkında mahkumiyet olmasa bile bu eşyanın müsaderesine ayrıca karar verilir. (Bkz: Yargıtay 7. CD, 22.12.2021, E. 2021/15949). Sonuç olarak, HAGB kararı varken müsadere derhal infaz edilemez; ya hükmün açıklanarak kesinleşmesi ya da düşme kararı sonrası eşyanın niteliği gereği yeniden müsadere kararı verilmesi gerekir.