Zincirleme suç hükümlerinin (TCK m.43/1) uygulanabilmesi için aranan 'aynı suç işleme kararı' şartı, suçlar arasında uzun bir zaman aralığı bulunması durumunda nasıl değerlendirilmelidir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2023/380 K. sayılı kararında bu husus nasıl ele alınmış ve 'fiili kesinti' kavramı neden önem arz etmektedir?
TCK m.43/1 uyarınca zincirleme suçun en sübjektif ve tartışmalı unsuru 'aynı suç işleme kararı'dır. Suçlar arasında uzun bir zaman aralığının bulunması, tek başına aynı suç işleme kararının varlığını veya yokluğunu ispatlamaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2023/199 E., 2023/380 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu değerlendirme her olayın kendi özgül koşulları (suçun işleniş biçimi, yer, zaman, korunan hukuki değer vb.) dikkate alınarak yapılmalıdır. Karara konu olayda, 18 aylık bir süre olmasına rağmen YCGK, sanığın başlangıçtaki sözlerini 'genel niyet ve planını ortaya koyması' olarak yorumlayarak aynı suç işleme kararının devam ettiğini kabul etmiştir. Ancak, doktrin ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında 'hukuki kesinti' ve 'fiili kesinti' kavramları, suç işleme kararının yenilendiğine dair önemli karineler olarak kabul edilir. - **Hukuki Kesinti:** İlk fiil hakkında bir iddianame düzenlenmesi, mahkumiyet kararı verilmesi gibi yasal işlemlerin araya girmesidir. - **Fiili Kesinti:** Failin yakalanması, ifadesinin alınması, tutuklanması, cezaevine girmesi gibi olaylardır. İncelenen makalede, YCGK'nın 2023/380 K. sayılı kararında, sanığın ilk fiilleri nedeniyle hakkında soruşturma başlatılması, ifadesinin alınması ve hatta tutuklanması gibi 'fiili kesinti' oluşturacak olguların göz ardı edildiği eleştirisi getirilmektedir. Bu tür bir kesinti, failin suç işleme kararının kesintiye uğrayıp sonraki fiil için yeni bir kararla hareket ettiğinin güçlü bir göstergesidir. Bu nedenle, suçlar arasında uzun bir süre ve özellikle fiili/hukuki bir kesinti varsa, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması ve her bir suç için ayrı ceza verilmesi (gerçek içtima) kuralı geçerli olmalıdır.