Bir ithalatçı, gümrük beyannamesini tescil ettirdikten bir gün sonra, beyannamenin 'ihtirazi kayıtla' verildiğini belirten bir dilekçeyi gümrük idaresine sunmuştur. Daha sonra bu beyana dayalı tahakkuk eden vergilere itiraz etmiş, itirazının reddi üzerine de dava açmıştır. Danıştay 7. Dairesi'nin 2015/7560 sayılı kararı ışığında, bu davanın akıbeti ne olmalıdır? İhtirazi kaydın hukuken geçerli sayılabilmesi için hangi zamanlama kritik öneme sahiptir?
Danıştay 7. Dairesi'nin 2015/7560 sayılı kararına göre, bu davanın reddedilmesi sonucu itibarıyla isabetlidir. Çünkü ihtirazi kaydın hukuken geçerli ve sonuç doğurabilir olması için, beyanın yükümlüyü bağlamadığını ortaya koyacak şekilde, beyannamenin tescil edildiği tarihte konulması veya bu kaydı içeren dilekçenin tescil ile aynı tarihte idare kaydına girmesi gerekir. Kararda belirtildiği üzere, 'Beyanlarının, yükümlüleri bağlamadığından söz edilebilmesi için, ihtirazi kaydın, beyannamenin tescil edildiği tarihte konulması gerekir. Ancak bu şekilde, beyanın, yükümlülerin iradesi dışında gerçekleştiği anlaşılabilir.' Somut olayda, ithalatçı ihtirazi kaydı tescilden bir gün sonra ileri sürmüştür. Bu durumda, 05.05.2011 tarihli beyan, serbest irade ile yapılmış ve Gümrük Kanunu m. 61/3 uyarınca yükümlüyü bağlayan bir taahhüt niteliği kazanmıştır. Yükümlünün kendi serbest beyanına karşı sonradan idari itiraz yoluna gitmesi ve dava açması hukuken mümkün değildir. Bu nedenle, davanın esasına girilmeden, dava açma koşulları oluşmadığı için reddedilmesi gerekir.