Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/149 sayılı kararında, Türk Telekom'da 'kapsam dışı personel' olarak çalışırken başka bir kamu kurumuna nakledilen davacının ek ödeme ve denge tazminatından yararlanamayacağı sonucuna varılmıştır. Bu kararı, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun Ek 29. maddesindeki özel düzenlemeler ile 4046 sayılı Kanun'un 22. maddesindeki genel düzenlemeler arasındaki ilişki bağlamında analiz ediniz. Yargıtay'ın, 375 sayılı KHK Ek 3. madde uyarınca yapılan ödemelerin 'genel bir artış' niteliğinde olmadığı yönündeki yorumunun hukuki temelini ve bu yorumun 'kamu görevlileri arasında dengeyi koruma' amacı açısından isabetini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #89007

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2023/7-200, K. 2023/149 sayılı kararı, lex specialis derogat legi generali (özel kanun genel kanunu ilga eder) ilkesinin somut bir uygulamasını teşkil etmektedir. Karara göre, davalı Türk Telekom'da çalışan personelin nakil durumları, genel bir düzenleme olan 4046 sayılı Kanun'un 22. maddesi yerine, kendi özel kanunları olan 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu'nun Ek 29. maddesi ile ayrıca ve özel olarak düzenlenmiştir. Yargıtay, 375 sayılı KHK'ya 5473 sayılı Kanun ile eklenen Ek 3. maddede öngörülen denge tazminatı ve ek ödemenin, kamu görevlilerine uygulanan genel nitelikte bir ücret artışı olmadığını, aksine ücret adaletsizliğinin giderilmesi için madde kapsamında tek tek sayılan belirli kamu idarelerindeki personele yönelik, özel ve sınırlı bir düzenleme olduğunu tespit etmiştir. Davacının çalıştığı Türk Telekom AŞ, özelleştirme sonrası bu listede yer almamaktadır. Dolayısıyla, davacının bu özel ve sınırlı ödemeden yararlanması mümkün değildir. Yargıtay'ın bu yorumu, 406 sayılı Kanun'un Ek 29. maddesinin, Türk Telekom'dan nakledilen personelin ücretlerinin, diğer kamu personeline göre aşırı yüksek hale gelmesini önleyerek kamu çalışanları arasında bir denge kurma amacına hizmet ettiği tespitiyle de uyumludur. Bu nedenle, mahkemece araştırma yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığı ve davanın reddi gerektiği sonucuna varılması hukuken isabetlidir.