Bir ceza davasında, sanık hakkında iddianame düzenlenmesi, daha önce işlediği ve henüz soruşturulmayan fiiller ile iddianameden sonra işleyeceği fiiller açısından 'zincirleme suç' (TCK m.43/1) uygulamasını nasıl etkiler? İddianame bir 'hukuki kesinti' midir?
Evet, iddianame düzenlenmesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik kararlarına göre, zincirleme suç açısından bir 'hukuki kesinti' sebebidir. Bu kesintinin anlamı şudur: İddianame, Cumhuriyet savcısının belirli bir tarih aralığındaki fiillere ilişkin soruşturmasını tamamladığını ve bu fiillerden dolayı kamu davası açtığını gösterir. Bu, o ana kadar işlenmiş olan ve aynı suç işleme kararına dayanan fiiller için bir 'zincir' oluşturur. İddianamenin kabulüyle bu zincir kesilmiş olur. Bu hukuki kesintinin iki yönlü sonucu vardır: 1) İddianameden Önceki Fiiller: Eğer iddianame düzenlendikten sonra, sanığın iddianame tarihinden önce işlediği ancak soruşturmaya dahil edilmemiş başka benzer fiilleri ortaya çıkarsa, bu fiiller için ayrı bir dava açılır ve bu yeni dava ile mevcut dava arasında zincirleme suç hükümleri uygulanmaz. Çünkü ilk iddianame, suç işleme kararını o ana kadar olan fiillerle sınırlı olarak kesmiştir. 2) İddianameden Sonraki Fiiller: Sanık, hakkında iddianame düzenlendikten sonra, yargılama devam ederken aynı suçu tekrar işlerse, bu yeni fiil, önceki fiillerle aynı suç işleme kararının devamı olarak kabul edilemez. İddianame ile hukuki bir kesinti oluştuğu için, bu yeni fiil, yeni bir suç işleme kararıyla işlenmiş sayılır ve ayrı bir suç oluşturur. Bu fiilden dolayı da ayrı bir dava açılır ve gerçek içtima kuralları uygulanır. (Kaynak: Yargıtay CGK, 20.05.2014, 2013/465 E. sayılı kararı)