Anayasa Mahkemesi'nin 'Süleyman Başmeydan' kararında, HAGB kararı ile birlikte verilen müsadere kararının derhal infazının mülkiyet hakkını ihlal ettiği sonucuna varılırken, bu ihlalin 'kanundan kaynaklanan bir belirsizlikten' doğduğu belirtilmiştir. Bu belirsizlik tam olarak nedir ve AYM bu sorunun çözümü için kime işaret etmiştir?
AYM'nin işaret ettiği 'kanundan kaynaklanan belirsizlik', ceza muhakemesi mevzuatımızda, HAGB kararı verildiği takdirde, elkoyulan eşya hakkında nasıl bir işlem yapılacağının ve müsadere tedbirinin nasıl ve ne zaman uygulanacağının açıkça düzenlenmemiş olmasıdır. Mevcut kanunlar (CMK, TCK), HAGB'nin hukuki sonuç doğurmayacağını belirtmekle yetinmekte, ancak bu 'askıda kalma' durumunun, mülkiyet hakkını doğrudan etkileyen elkoyma ve müsadere gibi tedbirlerin akıbetini ne şekilde etkileyeceğini detaylandırmamaktadır. Belirsizlik şu sorularda somutlaşmaktadır: HAGB verildiğinde elkoyma tedbiri devam mı etmeli, sona mı ermeli? Müsaderenin infazı için hükmün açıklanması mı beklenmeli? Eşya TCK m.54/1 veya 54/4 kapsamında ise farklı bir usul uygulanmalı mı? Bu belirsizlik, uygulamada mahkemelerin farklı kararlar vermesine ve somut olaydaki gibi, hukuki sonuç doğurmaması gereken bir karara bağlı müsadere tedbirinin derhal infaz edilerek mülkiyet hakkının ihlal edilmesine yol açmaktadır. AYM, bu sorunun çözümünün yargısal yorumla aşılamayacağını, temel hak ve özgürlüklere ilişkin bu alanın kanunla düzenlenmesi gerektiğini belirterek, çözüm için yasama organına, yani 'Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne' işaret etmiş ve kararın bir örneğinin TBMM'ye gönderilmesine karar vermiştir. (Kaynak: sen.av.tr makalesi, AYM Süleyman Başmeydan kararı)