Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre, Cumhuriyet savcısının iddianameyi düzenleyerek kamu davasını açması, 'kamu davasını açma mecburiyeti' ilkesinin bir sonucu mudur? Bu ilkenin bir istisnası var mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88969

Evet, bu durum 'kamu davasını açma mecburiyeti' (veya 'mecburilik') ilkesinin bir sonucudur. Bu ilke, CMK m. 170/2'de 'Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.' şeklinde ifade edilmiştir. Bu ilkeye göre, eğer soruşturma sonunda kamu davası açmak için yeterli şüphe ve diğer dava şartları (şikayet, izin vb.) mevcutsa, Cumhuriyet savcısının kamu davasını açması bir zorunluluktur; bu konuda bir takdir yetkisi yoktur. Bu ilkenin amacı, keyfiliği önlemek ve kanun önünde eşitliği sağlamaktır. Ancak, modern ceza hukuku bu ilkeye bazı istisnalar getirmiştir. Bu istisnalara 'kamu davası açmada takdirilik' veya 'maslahata uygunluk' ilkesi denir. Türk hukukundaki en belirgin istisnalar şunlardır: - CMK m. 171: Kamu davasının açılmasının ertelenmesi. - TCK m. 75: Önödeme. - CGTİHK m. 191: Uyuşturucu kullanma suçlarında tedavi ve denetimli serbestlik (kamu davasının ertelenmesi). Bu hallerde, yeterli şüphe olmasına rağmen, savcıya belirli şartlarla kamu davası açmama takdir yetkisi tanınmıştır. (Kaynak: CMK m. 170, m. 171; Yargıtay 18. CD, 2019/1445 K. kararındaki ilkesel açıklamalar)