Sanık hakkında, uyuşturucu madde ticareti suçuna ilişkin bir davada, mahkumiyet hükmü sadece 'ihbarcı tanığın' soyut beyanlarına dayandırılabilir mi? Bu durumda 'tek delille mahkumiyet olmaz' ilkesi nasıl uygulanır?
Ceza muhakemesinde 'tek delille mahkumiyet olmaz' şeklinde mutlak bir kural yoktur. Önemli olan, mevcut delilin mahkumiyet için yeterli kesinliğe ve güvenilirliğe sahip olup olmadığıdır. Ancak, mahkumiyetin sadece bir tanık beyanına, özellikle de kimliği gizli tutulan, sanıkla husumeti olabilecek veya menfaat beklentisi içinde olan bir 'ihbarcı tanığın' soyut beyanlarına dayandırılması, adil yargılanma hakkı açısından son derece sorunludur. Bu durumda, Yargıtay'ın ve AİHM'in aradığı standartlar şunlardır: 1) Delilin Güvenilirliği: Tek delil olan tanık beyanının kendi içinde tutarlı, mantıklı ve inandırıcı olması gerekir. 2) Savunma Hakkının Sağlanması: Sanığa, bu tek ve belirleyici tanıkla yüzleşme, ona soru sorma ve beyanlarının güvenilirliğini test etme imkanı tam olarak sağlanmalıdır. 3) Destekleyici (Corroborative) Delillerin Aranması: Mahkeme, bu tek tanık beyanını destekleyen en ufak bir yan delil olup olmadığını titizlikle araştırmalıdır. Destekleyici delillerin yokluğu, tanık beyanının güvenilirliği konusunda ciddi şüpheler yaratır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2015/29269 K. sayılı kararında da olduğu gibi, sanıkla husumeti bulunan bir muhbirin somut olgularla örtüşmeyen beyanları dışında sanığın suçu işlediğine dair 'kuşkuyu aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı' durumlarda, sadece bu tek beyana dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Bu, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin bir gereğidir. (Kaynak: Yargıtay 10. CD, 16.03.2015, 2015/1378 E., 2015/29269 K.)