Ceza Muhakemesinde 'delil serbestisi' ilkesi (CMK m.217/1) mutlak bir ilke midir? Bu ilkenin sınırları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88965

Hayır, 'delil serbestisi' ilkesi mutlak bir ilke değildir. CMK m. 217/1, 'Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir' diyerek bu ilkeyi ortaya koymuştur. Bu ilke, bir olayın ispatında kullanılabilecek delillerin kanunda tek tek sayılmadığı, akla ve mantığa uygun her şeyin delil olabileceği anlamına gelir. Ancak bu serbestinin önemli sınırları vardır: 1) Hukuka Uygunluk Sınırı: En temel sınırdır. Delil, hukuka uygun yollarla elde edilmiş olmalıdır. İşkence, tehdit, özel hayatın gizliliğini ihlal gibi hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller (zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir ilkesi) hükme esas alınamaz. (CMK m. 217/2) 2) Delillerin Tartışılması Sınırı: Delil serbestisi, delillerin mahkeme huzurunda tartışılması zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve taraflarca tartışılmış delillere dayandırabilir. (CMK m. 217/1) 3) Akılcılık ve Bilimsellik Sınırı: Delilin, maddi gerçeği aydınlatmaya elverişli, akla ve bilimsel verilere uygun olması gerekir. Fal, büyü gibi akıl dışı yöntemler delil olarak kabul edilemez. 4) İnsan Onuruyla Bağdaşma Sınırı: Delil elde etme yöntemi, insan onurunu zedeleyemez. Örneğin, yalan makinesi gibi yöntemler rıza olsa dahi kullanılamaz. Dolayısıyla delil serbestisi, hukukun genel ilkeleri ve temel insan hakları ile sınırlı bir serbestidir. (Kaynak: CMK m. 217)