Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin, çocuğa yönelik cinsel istismar suçunda sanığın 2017 ve 2019 yıllarındaki fiillerini 'aynı kast altında, değişik tarihlerde, zincirleme şekilde işlediği' gerekçesiyle yerel mahkemenin 'ayrı ayrı mahkumiyet' hükmünü bozması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından neden eleştirilmiştir? Başsavcılığın itirazının temel mantığı nedir?
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazının temel mantığı, sanığın eylemleri arasında 'fiili kesinti' meydana geldiği ve bu nedenle 'aynı suç işleme kararı'nın devam ettiğinin söylenemeyeceğidir. Olayda, sanığın ilk eylemlerinden sonra mağdurun 02.06.2018 tarihinde yurda yerleştirilmesi ve sanığın ikinci grup eylemlerini 18 ay sonra eve dönen mağdura karşı gerçekleştirmesi, Başsavcılık tarafından suç işleme kararını kesen önemli bir 'fiili kesinti' olarak görülmüştür. Başsavcılığa göre, bu uzun ara ve değişen koşullar, sanığın ilk suç işleme kararının sona erdiğini ve ikinci eylemleri yeni bir kararla işlediğini göstermektedir. Zincirleme suçun sübjektif unsuru olan 'aynı suç işleme kararı'nın kesintisiz olması gerekirken, araya giren bu tür bir fiili kesinti bu bağı koparmıştır. Bu nedenle, 9. Ceza Dairesi'nin zincirleme suç uygulanması yönündeki bozma kararının aksine, yerel mahkemenin her eylem dönemi için ayrı ayrı ceza vermesinin (gerçek içtima) doğru olduğu savunulmuştur. (Kaynak: sen.av.tr makalesi)