Gümrük kabahatlerinde, kabahatin işlenmesinde ilgilinin 'kastının' bulunması aranır mı? Bu durumun, vergi kaybına neden olan kabahatler ve usulsüzlükler açısından bir farkı var mıdır?
Gümrük kabahatlerinin işlenmesinde, ceza hukukundaki anlamıyla 'kast' (suçu bilme ve isteme) aranmaz. Gümrük kabahatleri, objektif sorumluluğa daha yakın bir yapıya sahiptir. Yani, kanunda tanımlanan usule aykırı fiilin gerçekleşmiş olması, genellikle cezanın kesilmesi için yeterlidir. Ancak bu, mutlak bir objektif sorumluluk da değildir. Metinde belirtildiği gibi, 'gümrük kabahatleri nedeniyle kesilen para cezalarında ilgilinin kasıtlı olması aranmasa da en azından taksirle hareket etmesi gerekir.' Bu, yükümlünün en azından dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal etmiş olmasının (kusurlu olmasının) arandığı anlamına gelir. Vergi kaybına neden olan kabahatler ile usulsüzlükler arasında bu açıdan temel bir fark yoktur. Her ikisinde de fiilin hukuka aykırı olması yeterlidir. Ancak, fiilin kasten ve aldatıcı bir şekilde işlenmesi, olayın bir 'kabahat' olmaktan çıkıp 'gümrük kaçakçılığı suçu' (5607 s.K.) boyutuna taşınmasına neden olabilir. Kısacası, gümrük kabahatleri için kusurluluk (en azından taksir) yeterliyken, gümrük suçları için kast aranır. (Kaynak: barandogan.av.tr makalesi)