TCK m.184/1'de düzenlenen imar kirliliği suçunda, inşaatı yapan işçilerin (usta, kalfa, amele) cezai sorumluluğu hakkında Yargıtay'ın benimsediği yaklaşım nedir? Bu kişilerin TCK m.30'daki 'hata' hükümlerinden yararlanması mümkün müdür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88948

Yargıtay, imar kirliliği suçunda inşaatı fiilen yapan işçilerin cezai sorumluluğuna ihtiyatlı yaklaşmaktadır. Her ne kadar 'bina yapan' kişi olarak suçun faili olmaları teorik olarak mümkünse de, Yargıtay bu kişilerin suçun manevi unsuru olan 'kast' açısından durumunu özel olarak değerlendirir. Yargıtay'a göre, bir usta, kalfa veya işçinin, inşaatın ruhsatsız veya ruhsata aykırı olduğunu bilme yükümlülüğü yoktur. Bu kişilerin görevi, kendilerine verilen teknik projeyi veya talimatı uygulamaktır; projenin idari izinlerinin alınıp alınmadığını kontrol etmek onların sorumluluğunda değildir. Bu nedenle, eğer bir işçinin, inşaatın ruhsatsız olduğunu bildiğine dair özel bir kanıt yoksa, bu kişinin TCK m. 30'da düzenlenen 'hata' hükümlerinden yararlanabileceği kabul edilmektedir. Yani, suçun maddi unsurlarından biri olan 'ruhsatsız olma' konusunda kaçınılmaz bir hataya düştükleri ve bu nedenle kasten hareket etmedikleri varsayılır. Bu durumda bu kişilere ceza verilmez. Sorumluluk, genellikle 'yaptıran' sıfatıyla mal sahibinde veya 'yapan' sıfatıyla yüklenicide yoğunlaşır. (Kaynak: or.av.tr makalesi; TCK m. 30)