Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/149 sayılı kararının 34. paragrafında yer alan 'Çalışanın Şirkette kalması hâlinde, mali hakları açısından kamuya nakli durumundaki emsallerinden daha kötü duruma gelmesi ihtimalinde, çalışanın kayıpları Şirketçe karşılanır.' şeklindeki Tip 2 İş Sözleşmesi hükmü, davacının talebi açısından neden bir dayanak oluşturmamıştır?
Bu sözleşme hükmü, davacının talebi için bir dayanak oluşturmamıştır çünkü bu hüküm, davacının davalı şirkette 'çalışmaya devam ettiği' dönemdeki haklarını korumaya yönelik bir güvencedir, nakil anındaki veya nakil sonrası haklarını düzenlememektedir. Hükmün amacı, davacının Türk Telekom'da çalışırken, eğer o an kamuya geçmiş olsaydı alacağı maaş ve genel zamlardan daha düşük bir gelir elde etmesini önlemektir. Yani, 'eğer şimdi kamuda olsaydın X lira alacaktın, ama şirkette Y lira alıyorsun ve Y, X'ten düşükse aradaki farkı şirket karşılar' diyen bir koruma mekanizmasıdır. Davacının davası ise, şirkette çalıştığı dönemdeki bir kayıpla ilgili değil, şirketten ayrılıp kamuya 'nakledildiği' anda, nakle esas alınan ücretinin (nakil ilmühaberindeki ücretin) düşük hesaplandığı, yani denge tazminatının bu ücrete eklenmediği iddiasına dayanmaktadır. Mahkeme ve Yargıtay, bu sözleşme hükmünün uygulama alanının, davacının şirkette çalıştığı süreyle sınırlı olduğuna ve nakil anındaki ücret tespitine bir etkisinin olmadığına karar vermiştir. Nakil anındaki ücret tespiti ise, sözleşme hükümlerinden değil, 406 sayılı Kanun'un özel hükümlerinden kaynaklanmaktadır. (Kaynak: Yargıtay HGK, E. 2023/7-200, K. 2023/149)