İHAM'ın İzzettin Doğan kararında, devletin 'Aleviler arasında mutabakat bulunmadığı' tezini reddetmesinin altında yatan temel insan hakları ilkesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88942

Bu tezin reddedilmesinin altında yatan temel insan hakları ilkesi, 'din ve vicdan özgürlüğünün' bireysel ve kolektif boyutlarının korunması ve devletin 'çoğulculuk' ilkesine saygı gösterme yükümlülüğüdür. İHAM'a göre: 1) Din Özgürlüğü İç Çoğulculuğu da Korur: Bir din veya inanç topluluğunun, kendi içinde farklı yorumlara, fraksiyonlara veya görüşlere sahip olması son derece doğaldır. Din özgürlüğü, bu iç çoğulculuğu da güvence altına alır. Devletin, bir inanç grubunun haklarını tanımak için o grup içinde tam bir teolojik veya örgütsel birlik (mutabakat) arama hakkı yoktur. 2) Devletin Tarafsızlığı: Devletin, bir inanç grubu içindeki tartışmalara taraf olması, bir görüşü diğerine karşı desteklemesi veya bu iç farklılıkları, o grubun kolektif haklarını tanımamak için bir bahane olarak kullanması, tarafsızlık ilkesinin ihlalidir. 3) Negatif Yükümlülüklerin Aşılması: Devletin görevi, bir grubun haklarını tanımak için onlardan 'mutabakat' talep etmek değil, o grubun mensuplarının din ve vicdan özgürlüğünü serbestçe yaşayabilecekleri hukuki ve sosyal ortamı sağlamaktır. Bir grup içindeki tartışmalar, o grubun bir 'dini topluluk' olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Bu nedenle İHAM, Aleviler arasındaki görüş farklılıklarının, onların temel hak taleplerinin reddi için 'nesnel ve makul bir gerekçe' olamayacağına karar vermiştir. (Kaynak: İHAM, İzzettin Doğan ve diğerleri/Türkiye, B. No: 62649/10)