TCK m.58/9'un, örgüt mensubu suçlular hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanacağını belirtmesine rağmen, 5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu m.107/4'te neden ayrıca örgüt suçlarına ilişkin bir koşullu salıverilme oranı düzenlenmiştir? Bu durumun olası sebepleri nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88940

Bu durum, kanun yapma tekniğindeki bir mükerrerlik ve koordinasyonsuzluk olarak görülebilir. Olası sebepleri şunlar olabilir: 1) Açıklığa Kavuşturma Amacı: Kanun koyucu, TCK m.58/9'un atıf yaptığı ve 5275 s. Kanun m.108'de düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejiminin (koşullu salıverilme süresinin 2/3 olması ve denetimli serbestlik süresinin farklılaşması) örgüt suçları için de geçerli olduğunu, herhangi bir tereddüde yer bırakmayacak şekilde, infaz kanununun ilgili maddesinde de açıkça belirtmek istemiş olabilir. Yani amaç, TCK'daki hükmü İnfaz Kanunu'nda teyit etmek olabilir. 2) Farklı Kapsam Algısı: Kanun koyucunun, 5275 s. Kanun m.107/4'teki 'örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suç' ibaresini, TCK m.6/1-j'deki 'örgüt mensubu' tanımından daha geniş kapsamlı olarak düşünmüş olması mümkündür. Bu yolla, örgüte üye olmasa bile örgüt faaliyetine bir şekilde karışan herkesin ağırlaştırılmış infaz rejimine tabi tutulması amaçlanmış olabilir. Ancak bu yorum, 'ceza sorumluluğunun şahsiliği' ilkesiyle çelişme riski taşır. 3) Kanun Yapma Tekniğindeki Zafiyet: En olası sebeplerden biri de, farklı zamanlarda yapılan kanun değişiklikleri sırasında iki kanun arasındaki uyumun tam olarak gözetilmemesi ve birbiriyle örtüşen fakat farklı ifadeler içeren hükümlerin ortaya çıkmasıdır. Bu durum, uygulamada kavramsal karmaşaya ve yorum farklılıklarına yol açmaktadır. (Kaynak: sen.av.tr makalesi)