5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun sisteminde, Cumhuriyet savcısının duruşmada bulunmamasının 'itham sistemi' açısından yarattığı en temel sorun nedir?
Cumhuriyet savcısının duruşmada bulunmamasının 'itham sistemi' açısından yarattığı en temel sorun, iddia, savunma ve yargılama fonksiyonlarının birbirinden ayrılığı ilkesini ortadan kaldırması ve muhakemeyi 'tahkik sistemi'ne yaklaştırmasıdır. İtham sisteminin özü, bu üç fonksiyonun farklı makamlar tarafından yürütülmesidir: Savcı iddia eder, müdafi savunur, hakim ise bu iki tarafın sunduğu ve tartıştığı delillere göre tarafsız bir hakem olarak karar verir. Savcı duruşmada olmadığında, 'iddia' fonksiyonu fiilen ortadan kalkar. Bu durumda iki olasılık ortaya çıkar: 1) Mahkeme, iddia fonksiyonunu üstlenir: Hâkim, savcının yerine geçerek delil toplar, tanıklara iddia makamı gibi sorular sorar ve maddi gerçeği kendisi araştırır. Bu durum, iddia ve yargılama fonksiyonlarının aynı makamda birleşmesine yol açar ki bu, tahkik sisteminin en belirgin özelliğidir ve mahkemenin tarafsızlığını yok eder. 2) İddia fonksiyonu tamamen boşlukta kalır: Bu durumda ise, ortada etkin bir iddia olmadan, sadece sanığın savunması ve mahkemenin değerlendirmesiyle bir yargılama yapılır. Bu da çelişmeli yargılama ilkesini anlamsız kılar. Her iki durumda da, itham sisteminin temel direklerinden biri olan 'iddia makamının varlığı ve etkinliği' ortadan kalktığı için, sistemin kendisi işlevsiz hale gelir. (Kaynak: sen.av.tr makalesi)