Yargı kararlarında, 'örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç' ibaresinin, TCK m.220'nin sistematiği göz ardı edilerek geniş yorumlanması, 'ceza sorumluluğunun şahsiliği' ilkesini neden ihlal etme riski taşır?
'Ceza sorumluluğunun şahsiliği' ilkesi (Anayasa m.38), herkesin sadece kendi fiilinden sorumlu olmasını ve kimseye başkasının fiilinden dolayı ceza verilememesini ifade eder. 'Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç' ibaresinin geniş yorumlanması, bu ilkeyi şu şekilde ihlal etme riski taşır: Bir kişi, bir suç örgütüyle hiyerarşik veya organik bir bağ (üyelik, yöneticilik vb.) kurmamış olabilir. Ancak, örgüt üyeleri tarafından işlenen bir suça, örgütsel bir kastı olmaksızın, genel iştirak kuralları (yardım etme, azmettirme) çerçevesinde katılmış olabilir. Eğer mahkeme, bu kişinin örgütsel bağını (üyelik, yardım, örgüt adına suç işleme) TCK m.220'ye göre somut olarak tespit edip bireyselleştirmeden, sadece suçun 'örgüt faaliyeti' niteliğine bakarak, bu kişiyi de 'örgüt suçu' işlemiş gibi kabul eder ve hakkında ağırlaştırılmış infaz rejimi (5275 s. K. m.107/4) uygularsa, bu durum şahsilik ilkesinin ihlali olur. Çünkü bu durumda kişi, kendi fiilinin (örneğin sadece yardım etme) hukuki sonuçlarıyla değil, başkalarının (örgüt üyelerinin) statüsünden ve fiillerinin niteliğinden kaynaklanan bir sonuçla (ağırlaştırılmış infaz) karşı karşıya kalmış olur. Kişinin sorumluluğu, örgütle olan bireysel ve somut bağına göre belirlenmelidir, suçun işlendiği genel 'faaliyet çerçevesi'ne göre değil. (Kaynak: sen.av.tr makalesi)