5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 3. madde uyarınca savcıların asliye ceza mahkemesi duruşmalarına katılmadığı dönemde, savcıya kanun yoluna başvurabilmesi için dosyanın gönderilmesi usulü, 'çelişmeli yargılama' ilkesinin hangi unsurunu karşılamaktan uzaktır?
Bu usul, 'çelişmeli yargılama' ilkesinin 'sözlülük' ve 'doğrudan doğruyalık' unsurlarını karşılamaktan tamamen uzaktır. Çelişmeli yargılama, sadece tarafların karşılıklı iddia ve savunmada bulunması değil, aynı zamanda bu iddia ve savunmalarını, delillerin ortaya konulduğu ve tartışıldığı 'duruşmada', sözlü bir şekilde ve mahkemenin huzurunda yapmalarını gerektirir. Savcının duruşmaya katılmaması, onu bu sürecin tamamen dışında bırakmaktadır. Savcı; - Tanıkların, sanığın ve bilirkişilerin beyanlarını doğrudan duyamaz, onların tavır ve davranışlarını gözlemleyemez. - Bu beyanlar verilirken anlık olarak soru sorarak çelişkileri veya karanlık noktaları aydınlatamaz. - Delillerin tartışıldığı ve tüm tarafların son argümanlarını sunduğu sözlü müzakere aşamasında yer alamaz. Dosyanın sonradan kendisine gönderilmesi, sadece yazılı tutanaklar üzerinden, yani 'dolaylı' bir şekilde bilgi sahibi olmasını sağlar. Bu durum, delillerin ve beyanların canlı ve sözlü olarak tartışıldığı bir ortamda bulunmanın sağladığı etkinliği ve derinliği ortadan kaldırır. Dolayısıyla, bu usul, çelişmeli yargılamanın sadece kağıt üzerinde bir kanun yolu hakkı tanıma boyutunu karşılamakta, ancak ilkenin özünü oluşturan sözlü ve doğrudan tartışma imkanını yok etmektedir. (Kaynak: sen.av.tr makalesi)