Bir Cumhuriyet savcısının, hakaret suçuna ilişkin bir şikayet üzerine, şüphelinin savunmasını almadan veya taraflar arasındaki husumeti araştırmadan, sadece 'retweet eylemi suç oluşturmaz' gibi soyut bir gerekçeyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar vermesi, hangi usul ilkelerine aykırıdır?
Bu durum, ceza muhakemesinin birkaç temel usul ilkesine aykırıdır: 1) Araştırma Mecburiyeti İlkesi (CMK m. 160): Savcı, bir suç işlendiği izlenimini veren bir şikayet aldığında, maddi gerçeği araştırmak üzere soruşturma yapmakla yükümlüdür. Olayın hukuki nitelendirmesini (retweetin suç olup olmadığını) yapmadan önce, olayın maddi yönünü (kimin yaptığı, hangi kastla yaptığı vb.) aydınlatacak delilleri toplamalıdır. 2) Etkin Soruşturma Yükümlülüğü: AİHS ve Anayasa ile güvence altına alınan bu yükümlülük, soruşturma makamlarının bir iddianın temelini oluşturan olguları ciddiyetle ve özenle araştırmasını gerektirir. Şüphelinin savunmasını almak, taraflar arasındaki ilişkiyi araştırmak bu özen yükümlülüğünün bir parçasıdır. 3) Lehe ve Aleyhe Delil Toplama Yükümlülüğü (CMK m. 160/2): Savcı, sadece şüphelinin aleyhine değil, lehine olan delilleri de toplamakla yükümlüdür. Şüphelinin savunması, onun lehine olabilecek en önemli delillerden biridir. Savunma alınmadan verilen bir karar, bu ilkeyi ihlal eder. Yargıtay'ın 2019/1445 K. sayılı kararında da eleştirildiği gibi, savcının bu tür bir durumda yeterli araştırma yapmadan, soyut bir hukuki değerlendirme ile dosyayı kapatması, bu temel usul ilkelerine aykırılık teşkil eder ve hukuka aykırıdır. (Kaynak: CMK m. 160; Yargıtay 18. CD, 16.01.2019, 2018/7790 E.)