Bir gazetenin internet sitesinde, 'Tanrı' müstear ismiyle, Türkiye'deki sosyal ve siyasal durumu hicivli bir dille eleştiren yazıların yayımlanması, AYM'nin 'Ufuk Çalışkan' kararında neden TCK m.216/3 kapsamında 'aşağılama' olarak kabul edilmemiştir?
AYM, bu yazıları 'aşağılama' olarak kabul etmemiştir çünkü ifadeleri, söylendiği bağlam, amaç ve nitelik açısından bir bütün olarak değerlendirmiştir. Kararın temel gerekçeleri şunlardır: 1) İfadelerin Amacı ve Bağlamı: Yazıların temel amacının, dini değerlere saldırmak değil, 'Tanrı' figürünü bir 'hiciv' aracı olarak kullanarak ülkedeki mevcut sosyal ve siyasal düzeni, devlet yönetimini eleştirmek olduğu tespit edilmiştir. Bu, yazıların 'kamusal bir tartışmaya katkı sunma' niteliği taşıdığını göstermektedir. 2) Saldırgan Üslubun Yokluğu: Yazılar, ilk bakışta semavi dinlere mensup kişiler için 'rahatsız edici' bulunabilse de, AYM'ye göre 'başkaları için temelsiz biçimde yaralayıcı nitelik taşıyan, saldırgan ve yakışıksız ifadeler' içermemektedir. Yani, kaba hakaret veya küfürden ziyade, ironi ve hiciv sanatı kullanılmıştır. 3) Sanat ve İfade Özgürlüğünün Geniş Yorumu: Hiciv, eleştirinin en keskin ve kışkırtıcı biçimlerinden biridir ve ifade/sanat özgürlüğü kapsamında geniş bir korumadan yararlanır. AYM, bu tür sanatsal ve eleştirel ifadelerin, doğrudan bir nefret söylemi veya şiddet çağrısı içermediği sürece cezalandırılamayacağını benimsemiştir. Bu nedenlerle, ifadeler 'aşağılama' değil, ifade özgürlüğü kapsamında kalan 'hicivli eleştiri' olarak nitelendirilmiştir. (Kaynak: AYM, Ufuk Çalışkan, B. No: 2015/1570)