Bir muhbirin, sırf 5607 sayılı Kanun kapsamında ikramiye almak amacıyla veya aralarındaki husumet nedeniyle asılsız bir ihbarda bulunduğu anlaşılırsa, bu muhbirin cezai sorumluluğu doğar mı? Hangi suçlar gündeme gelebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88921

Evet, cezai sorumluluğu doğar. Asılsız bir ihbarda bulunmak, masum bir kişi hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasına neden olabileceği için, ceza hukuku kapsamında ciddi bir fiildir. Bu durumda, muhbirin eylemi TCK'da düzenlenen birden fazla suçu oluşturabilir: 1) İftira (TCK m. 267): Bu en olası suçtur. Muhbir, hukuka aykırı bir fiil işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye bu fiili isnat ederse iftira suçunu işlemiş olur. Asılsız kaçakçılık ihbarı bu tanıma tam olarak uyar. 2) Suç Uydurma (TCK m. 271): Eğer muhbir, belirli bir kişiyi hedef göstermeden, sadece 'işlenmemiş olan bir suçu' yetkili makamlara işlenmiş gibi bildirirse, bu suç gündeme gelir. Örneğin, 'falanca depoda kaçak sigara var' diyerek, aslında olmayan bir suçu ihbar ederse bu suç oluşur. 3) Yalan Tanıklık (TCK m. 272): Eğer bu muhbir, soruşturma veya kovuşturma aşamasında 'tanık' olarak dinlenir ve gerçeğe aykırı beyanda bulunursa, ayrıca yalan tanıklık suçundan da sorumlu olur. Dolayısıyla, asılsız ihbarda bulunmak cezasız bir eylem değildir ve muhbir hakkında bu suçlardan dolayı kamu davası açılabilir. (Kaynak: TCK m. 267, m. 271, m. 272)