657 sayılı DMK uyarınca bir memura verilen disiplin cezasının iptali için açılan davada, idari yargı merciinin ceza mahkemesi kararını dikkate alması 'muhkem kaziye' (kesin hüküm) ilkesinin bir gereği midir? Bu ilke disiplin-ceza hukuku ilişkisinde nasıl işler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88902

Evet, belirli şartlar altında 'muhkem kaziye' ilkesinin bir gereğidir. Muhkem kaziye, bir uyuşmazlık hakkında verilen ve kesinleşen bir mahkeme kararının, aynı taraflar ve aynı konu hakkında yeniden yargılama yapılmasını engellemesi ve karardaki tespitlerin diğer yargı kolları için de bağlayıcı olmasını ifade eder. Disiplin-ceza hukuku ilişkisinde bu ilke şöyle işler: Ceza mahkemesi, bir fiilin 'işlenip işlenmediği' veya 'sanık memur tarafından işlenip işlenmediği' gibi maddi vakıalara ilişkin bir tespit yaptığında, bu tespit kesin hüküm gücüne sahiptir. Çünkü ceza mahkemesi bu tespiti, daha geniş yetkilerle ve daha sıkı delil standartlarıyla yapmıştır. Dolayısıyla, idari yargı mercii, disiplin cezasının iptali davasında, ceza mahkemesinin kesinleşmiş maddi vakıa tespitiyle bağlıdır. Örneğin, ceza mahkemesi 'zimmet fiili sanık tarafından işlenmemiştir' diye beraat kararı vermişse, idari yargı 'memur zimmetine para geçirmiştir' varsayımıyla verilen disiplin cezasını onayamaz. Bu, muhkem kaziye ilkesinin bir gereğidir. Ancak bu bağlayıcılık, fiilin hukuki nitelendirmesi için geçerli değildir. Yani, ceza mahkemesinin 'fiil suç değildir' demesi, idari yargının 'fiil disiplin suçu değildir' demesini gerektirmez. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr makalesi)