Bir ceza davasında, sanıkla arasında husumet bulunan muhbirin kollukta verdiği ve daha sonra mahkemede döndüğü (değiştirdiği) bir ifade, mahkumiyet hükmüne esas alınabilir mi?
Kural olarak, tek başına esas alınamaz. Bir tanığın, özellikle de sanıkla arasında husumet bulunan bir tanığın, soruşturma aşamasındaki beyanından kovuşturma aşamasında dönmesi, o beyanın güvenilirliğini ve ispat gücünü ciddi şekilde sarsar. 'Delillerin doğrudan doğruyalığı' ilkesi gereği, mahkemenin öncelikli olarak itibar etmesi gereken delil, duruşmada, hâkimin huzurunda, tarafların katılımıyla elde edilen delildir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 16.03.2015 tarihli kararında da belirtildiği gibi, sanıkla arasında husumet bulunan bir muhbirin, sonradan döndüğü kolluk ifadesi tek başına mahkumiyet için yeterli değildir. Mahkemenin mahkumiyet kararı verebilmesi için, bu çelişkili ifadenin dışında, sanığın suçu işlediğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde gösteren, somut ve güvenilir başka yan delillerin (örneğin teknik kanıtlar, tutarlı başka tanık beyanları vb.) bulunması zorunludur. Aksi halde, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği beraat kararı verilmelidir. (Kaynak: Yargıtay 10. CD, 16.03.2015, 2015/1378 E. sayılı kararı)