Alevi toplumunun ibadet hizmetlerinin bir kamu hizmeti olarak kabul edilmesi talebi, devletin 'laiklik' ilkesi çerçevesinde nasıl değerlendirilmelidir? İHAM'ın İzzettin Doğan kararında bu konuda vardığı sonuç nedir?
Devletin laiklik ilkesi, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını ve devletin tüm inançlar karşısında tarafsız ve eşit mesafede olmasını gerektirir. Bu ilke, devletin dini alandan tamamen çekilmesini zorunlu kılmaz. Eğer devlet, bir kamu hizmeti olarak dini hizmet sunmayı tercih ediyorsa, laiklik ilkesi gereği bu hizmeti sunarken tarafsız ve kapsayıcı olmak zorundadır. İHAM, İzzettin Doğan kararında, mevcut durumun bu ilkeye aykırı olduğu sonucuna varmıştır. Çünkü devlet, Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla sadece Sünni İslam inancına yönelik kapsamlı bir kamu hizmeti sunmakta, bu hizmeti genel bütçeden finanse etmekte, ancak Aleviler gibi diğer inanç gruplarını bu hizmetin ve finansmanın tamamen dışında bırakmaktadır. İHAM'a göre bu durum, devletin bir inancı diğerlerine karşı kayırması, yani tarafsızlığını yitirmesi anlamına gelir. Alevilerin taleplerinin karşılanmasının laikliğe aykırı olacağı savunmasını reddeden İHAM, asıl laikliğe aykırı olan durumun, devletin belirli bir inanca dayalı olarak hizmet sunması ve diğerlerini dışlaması olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla, laiklik ilkesi, ya hiçbir inanca kamusal hizmet sunulmamasını ya da sunuluyorsa tüm inanç gruplarına eşit ve ayrımcı olmayan bir şekilde sunulmasını gerektirir. (Kaynak: İHAM, İzzettin Doğan ve diğerleri/Türkiye, B. No: 62649/10)