TCK m.6/1-j'deki 'örgüt mensubu suçlu' tanımı ile TCK m.220'de kullanılan kavramlar (üye, yönetici, yardım eden, örgüt adına suç işleyen) arasındaki uyumsuzluklar, 'kanunilik' ilkesinin hangi alt ilkeleri açısından sorun yaratmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88883

Bu uyumsuzluklar, ceza hukukunun temel taşı olan 'kanunilik' (lex certa) ilkesinin iki önemli alt ilkesi açısından sorun yaratmaktadır: 1) Belirlilik (Açıklık) İlkesi: Kanunilik ilkesi, suç tanımlarının ve uygulanacak yaptırımların herkes tarafından anlaşılabilir, açık ve net olmasını gerektirir. TCK m.6/1-j'nin 'örgüt mensubu' tanımında 'yardım edeni' saymaması, TCK m.220'de ise 'yardım etme'yi ayrı bir suç olarak düzenlemesi; 5275 s. Kanun m.107/4'ün ise bunlardan farklı olarak 'örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suç' gibi geniş ve belirsiz bir kavrama yer vermesi, hangi fiilin hangi infaz rejimine tabi olduğu konusunda bir belirsizlik yaratır. Vatandaş, hangi eyleminin ne gibi bir sonuç doğuracağını net olarak göremez. 2) Öngörülebilirlik İlkesi: Belirlilik ilkesinin bir sonucudur. Kişiler, kanunları okuyarak hangi davranışlarının suç oluşturduğunu ve bu suçun sonuçlarının ne olacağını önceden tahmin edebilmelidir. Mevzuattaki bu dağınık ve çelişkili ifadeler, özellikle infaz rejiminin nasıl uygulanacağı konusunda öngörülebilirliği ortadan kaldırır. Hükümlü, mahkum olduğu fiilin niteliğine rağmen, yorum yoluyla ve belirsiz kavramlara dayanılarak daha ağır bir infaz rejimine tabi tutulma riskiyle karşı karşıya kalır. Bu durum, hukuki güvenlik ilkesini de zedeler. (Kaynak: sen.av.tr makalesi)