İHAM'a göre, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın sunduğu dini hizmetlerin sadece Sünni İslam anlayışını kapsaması ve Alevilere yönelik bir hizmet sunmaması, 'laiklik' ilkesiyle nasıl bir çelişki oluşturmaktadır?
İHAM, İzzettin Doğan kararında bu durumu, Türkiye'nin anayasal 'laiklik' ilkesiyle çelişkili bulmuştur. İHAM'ın mantığı şudur: Laiklik, devletin dinler ve inançlar karşısında tarafsız olmasını, hiçbir dine veya inanca ayrıcalık tanımamasını gerektirir. Eğer devlet, dini alanda bir kamu hizmeti sunmayı tercih ediyorsa (ki Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla bunu yapmaktadır), bu hizmeti sunarken tarafsızlık ve eşitlik ilkelerine uymak zorundadır. Mevcut durumda, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın faaliyetleri ve bütçesi, neredeyse tamamen Sünni İslam'ın belirli bir yorumuna yönelik hizmetlere (cami yapımı, imam maaşları vb.) ayrılmıştır. Alevi toplumu gibi diğer inanç grupları bu hizmetlerden ve bütçeden hiçbir şekilde yararlanamamaktadır. İHAM'a göre bu, devletin bir inanç grubunu diğerlerine karşı açıkça kayırması ve ona ayrıcalıklı bir statü tanıması anlamına gelir. Bu durum, devletin tarafsızlığını yitirmesine ve dolayısıyla laiklik ilkesinin özünün zedelenmesine yol açar. Devletin, Alevilerin taleplerini 'laiklik ilkesine aykırı sonuçlar doğuracağı' gerekçesiyle reddetmesi de İHAM tarafından bir çelişki olarak görülmüştür; çünkü asıl laikliğe aykırı olan durum, mevcut eşitsiz ve taraflı yapının kendisidir. (Kaynak: İHAM, İzzettin Doğan ve diğerleri/Türkiye, B. No: 62649/10, 26/04/2016)