TCK m.216/3'teki 'aşağılama' fiilinin tespiti için, ifadenin muhatabı olan dini grup mensuplarının kendilerini aşağılanmış hissetmeleri yeterli bir kriter midir? AYM ve İHAM'ın bu konudaki yaklaşımı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88863

Hayır, ifadenin muhatabı olan dini grup mensuplarının sübjektif olarak kendilerini aşağılanmış, incinmiş veya rahatsız hissetmeleri, 'aşağılama' fiilinin tespiti için yeterli bir kriter değildir. AYM ve İHAM, bu konuda objektif bir standart uygulamaktadır. Bir ifadenin TCK m.216/3 kapsamında 'aşağılama' olarak nitelendirilebilmesi için, ifadenin kendisinin nesnel olarak küçük düşürücü, tahkir ve tezyif edici, onur kırıcı veya kaba hakaret/küfür niteliğinde olması gerekir. Mahkemeler, ifadenin içeriğini, söylendiği bağlamı ve amacını bir bütün olarak değerlendirmelidir. AYM'nin 'Mehmet Emre Döker' kararında, ifadenin 'ilk bakışta rahatsız edici' bulunabileceği kabul edilmekle birlikte, içeriği ve bağlamı incelendiğinde temelsiz ve yakışıksız olmadığı sonucuna varılmıştır. İHAM da benzer şekilde, ifade özgürlüğünün sadece hoşa giden veya zararsız görülen fikirleri değil, aynı zamanda devleti veya halkın bir bölümünü 'şoke eden, inciten veya rahatsız eden' fikirleri de koruduğunu sürekli olarak vurgulamaktadır. Dolayısıyla, sübjektif hisler yerine, ifadenin nesnel içeriğinin saldırgan ve aşağılayıcı olup olmadığına bakılır. (Kaynak: TCK m. 216/3; AYM, Mehmet Emre Döker, B. No: 2015/486; İHAM içtihatları)