5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 3. madde uyarınca Cumhuriyet savcılarının asliye ceza mahkemesi duruşmalarına katılmadığı dönemde (2011-2020), savcının kanun yoluna başvurabilmesi için nasıl bir usul öngörülmüştü? Bu usul, savcının 'iddia makamı' olarak etkinliğini ne ölçüde sağlamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88850

5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 3. maddenin devamında, savcının kanun yoluna başvuru hakkını kullanabilmesi için bir usul öngörülmüştü. Buna göre, asliye ceza mahkemesi, duruşma savcısı olmadan verdiği hükümleri (ve tutuklama/salıverilme gibi ara kararları), kanun yoluna başvurulabilmesi amacıyla dosyayla birlikte Cumhuriyet başsavcılığına göndermekle yükümlüydü. Cumhuriyet savcısı, dosyayı ve kararı inceleyerek, kamu adına kanun yoluna (istinaf/temyiz) başvurup başvurmayacağına karar veriyordu. Bu usul, savcının iddia makamı olarak etkinliğini ciddi şekilde zayıflatmıştır. Savcı, duruşmalarda yer almadığı için delillerin toplanması ve tartışılması sürecine katılamamış, tanıklara veya sanığa doğrudan soru soramamış, delillerin ortaya konuluşu sırasındaki anlık durumlara vakıf olamamıştır. Sadece soğuk dosya metinleri ve duruşma tutanakları üzerinden bir değerlendirme yaparak kanun yoluna başvurmak zorunda kalmıştır. Bu durum, savcının muhakemedeki rolünü büyük ölçüde pasifleştirmiş ve iddia fonksiyonunu, duruşma sonrası bir 'dosya kontrolü' seviyesine indirgemiştir. Bu nedenle, öngörülen usul, savcının etkin bir iddia makamı olarak işlev görmesi için yetersiz kalmıştır. (Kaynak: sen.av.tr makalesi, 5320 s. Kanun, geçici m. 3)