İHAM'ın Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı ve İzzettin Doğan kararlarında, Türkiye'deki cemevlerinin hukuki statüsüne ilişkin hangi temel insan hakları sorunları tespit edilmiştir? Devletin 'dinler ve inançlar karşısında tarafsızlık' yükümlülüğü bu kararlarda nasıl yorumlanmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88838

İHAM, bu iki temel kararda cemevleri ve Alevilerin statüsüne ilişkin şu sorunları tespit etmiştir: 1) Ayrımcılık Yasağının İhlali (AİHS m. 14 ile birlikte m. 9): Diğer dinlerin ibadethanelerine (camii, kilise, sinagog) tanınan elektrik faturalarından muafiyet gibi mali avantajların, ibadet yeri niteliğindeki cemevlerine tanınmaması, din temelinde ayrımcılıktır. Devlet, bu farklı muamele için nesnel ve makul bir gerekçe sunamamıştır. 2) Din ve Vicdan Özgürlüğünün İhlali (AİHS m. 9): Devletin, Aleviliği İslam'ın bir yorumu olarak niteleyip özerk bir inanç olarak tanımaması, Alevilerin dini kimliklerine ve örgütlenme özgürlüklerine bir müdahaledir. Cemevlerine ibadethane statüsü verilmemesi, Alevi din görevlilerine kadro tahsis edilmemesi gibi uygulamalar, Alevilerin inançlarını serbestçe yaşama ve organize etme haklarını kısıtlamaktadır. İHAM'a göre, Devletin 'tarafsızlık' yükümlülüğü, dini inançların meşruluğunu veya niteliğini belirleme yetkisine sahip olmadığı anlamına gelir. Devlet, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın teolojik görüşlerine dayanarak bir inanç grubunun taleplerini reddedemez. Bu, Devletin bir inanç lehine taraf olması ve tarafsızlık görevini ihlal etmesi demektir. Devletin görevi, din ve inanç çoğulculuğunu korumak ve tüm inanç gruplarına eşit mesafede durmaktır. (Kaynak: İHAM, Cumhuriyetçi Eğitim ve Kültür Merkezi Vakfı/Türkiye, B. No: 32093/10; İHAM, İzzettin Doğan ve diğerleri/Türkiye, B. No: 62649/10)