5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu m.107/4'te yer alan 'örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkumiyet' ifadesi ile TCK m.6/1-j'deki 'örgüt mensubu suçlu' tanımı arasındaki farklar, infaz hukukunda ne gibi sorunlara yol açmaktadır? Örgüt üyeliğinden hakkında kesinleşmiş bir karar bulunmayan bir kişinin, sadece örgüt tarafından işlendiği kabul edilen bir 'faaliyet suçundan' mahkum olması halinde, koşullu salıverilme oranı 2/3 olarak uygulanabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88836

Bu iki düzenleme arasındaki uyumsuzluk, infaz hukukunda ciddi 'öngörülebilirlik' ve 'ceza sorumluluğunun şahsiliği' sorunlarına yol açmaktadır. TCK m.6/1-j 'örgüt mensubu'nu; kuran, yöneten, katılan (üye olan) veya örgüt adına suç işleyen kişi olarak tanımlarken, 'örgüt faaliyeti çerçevesinde suç işleyen' ifadesine yer vermez. Buna karşın 5275 s. Kanun m.107/4, daha geniş ve belirsiz bir ifadeyle 'örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan' mahkumiyeti 2/3 koşullu salıverilme oranına tabi tutar. Sorun, hakkında örgüt kurma, yönetme, üyelik veya örgüt adına suç işleme suçlarından kesinleşmiş bir mahkumiyet bulunmayan bir kişinin, sadece başka örgüt üyeleriyle birlikte işlediği bir 'faaliyet suçundan' mahkum olması durumunda ortaya çıkar. 'Ceza sorumluluğunun şahsiliği' ilkesi gereğince, kişinin örgütsel bağı (üyelik, yardım, örgüt adına suç işleme vb.) kesin bir mahkeme kararıyla tespit edilmeden, sırf işlenen suçun niteliği 'örgüt faaliyeti' olduğu için infazının ağırlaştırılması (2/3 oranının uygulanması) hukuka aykırıdır. Aksi kabul, kişinin mahkum olmadığı bir sıfat (örgüt mensubiyeti) nedeniyle daha ağır bir infaz rejimine tabi tutulması anlamına gelir ki bu, 'masumiyet karinesi' ve 'şahsilik' ilkelerini ihlal eder. Dolayısıyla, örgütsel bağı kesinleşmemiş bir hükümlünün faaliyet suçundan aldığı cezanın infazında genel koşullu salıverilme oranları (1/2 gibi) uygulanmalıdır. (Kaynak: TCK m. 6/1-j, m. 220; 5275 s. Kanun m. 107/4)