Bir uyuşturucu ticareti davasında, sanığın suçu işlediğine dair tek delil, kolluk tarafından seri numaraları alınmış para ile uyuşturucu madde satın alan 'ihbarcı tanığın' beyanıdır. Yargıtay, bu durumda nasıl bir yargılama usulü öngörmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88818

Yargıtay, bu durumda adil yargılanma hakkının güvenceleri gereği son derece titiz bir yargılama usulü öngörmektedir. Temel ilke, mahkumiyetin tek ve belirleyici delili bir tanık beyanı ise, bu tanığın mutlaka duruşmada dinlenmesi ve savunma makamına onunla yüzleşme imkanı tanınmasıdır (CMK m. 210). Bu bağlamda Yargıtay'ın aradığı usul şöyledir: 1) İhbarcı Tanığın Mutlaka Dinlenmesi: 'İhbarcı tanık' olarak adlandırılan ve kollukla işbirliği yaparak alım yapan bu kilit tanık, mutlaka duruşmaya çağırılmalı ve dinlenmelidir. Soruşturmadaki ifadesinin okunması yeterli değildir. 2) Tutanak Mümzilerinin Dinlenmesi: Eğer ihbarcı tanık bulunamıyorsa veya dinlenemiyorsa, bu delil boşluğunu telafi etmek için, ihbarcı tanıkla görüşen, seri numaralı paraları ona veren, gözetleme yapan ve sanıkları yakalayan kolluk görevlileri (tutanak düzenleyicileri) tanık olarak dinlenmelidir. Bu, olayın dolaylı da olsa ispatı için zorunludur. Eğer bu usuller izlenmeden, yani ne kilit tanık ne de operasyonu yapan görevliler dinlenmeden, sadece soruşturma tutanaklarına dayanılarak hüküm kurulursa, bu durum 'eksik araştırma' ve 'savunma hakkının ihlali' sayılarak Yargıtay tarafından bozma nedeni olarak kabul edilir. (Kaynak: Yargıtay 10. CD, 23.11.2017, 2016/2507 E., 2017/5976 K.)