Bir ceza davasında, sanık aleyhine ifade veren muhbirin dinlenmesi mümkün olmazsa ve bu durum 'yüz yüzelik' ilkesini ihlal etme potansiyeli taşıyorsa, mahkemenin bu delil boşluğunu telafi etmek için başvurabileceği alternatif yöntemler nelerdir?
Eğer mahkumiyetin dayandırılacağı ana tanık olan muhbir dinlenemiyorsa, mahkeme bu delil boşluğunu telafi etmek ve adil bir karar verebilmek için bir dizi alternatif yönteme başvurmalıdır. Yargıtay'ın da kararlarında işaret ettiği gibi bu yöntemler şunlardır: 1) Tutanak Düzenleyicilerinin Dinlenmesi: Muhbirle görüşen, ihbarı alan, operasyonu (örneğin seri numaralı para ile alım yapma) yürüten ve olay tutanaklarını düzenleyen kolluk görevlileri tanık olarak dinlenmelidir. Bu görevliler, muhbirin verdiği bilgilerin tutarlılığı, operasyonun nasıl gerçekleştiği ve sanığın olayla bağlantısı hakkında doğrudan bilgi verebilirler. 2) Diğer Maddi ve Yan Delillerin İncelenmesi: Varsa, fiziki ve teknik takip tutanakları, güvenlik kamerası kayıtları, HTS kayıtları, sanığın üzerinde veya evinde bulunan suçla ilgili materyaller gibi objektif deliller titizlikle incelenmelidir. 3) Sanığın Savunmasıyla Karşılaştırma: Eldeki tüm veriler, sanığın savunmasıyla ve varsa sunduğu delillerle çelişip çelişmediği açısından dikkatle karşılaştırılmalıdır. Mahkeme, muhbirin dinlenememesi nedeniyle oluşan boşluğu, bu alternatif yöntemlerle elde edeceği güçlü ve birbirini destekleyen yan delillerle dolduramadığı sürece, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği mahkumiyet kararı veremez. (Kaynak: Yargıtay 10. CD, 23.11.2017, 2016/2507 E. sayılı kararı)