5275 sayılı Ceza İnfaz Kanunu m.107/4'te koşullu salıverilme açısından 'örgüt üyeliği' suçuna neden açıkça yer verilmemiştir? Bu durum, örgüt üyeliğinden mahkum olan bir kişinin infaz rejiminde bir belirsizlik yaratır mı?
5275 sayılı Kanun m.107/4'te 'örgüt kurmak veya yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan' mahkumiyet hali sayılırken, 'örgüte üye olmak' suçuna açıkça yer verilmemesi, kanun yapma tekniği açısından bir eksiklik ve eleştiri konusu olarak görülebilir. Ancak bu durum, uygulamada örgüt üyelerinin infaz rejiminde bir belirsizlik yaratmamaktadır. Zira, 'örgüt üyeliği' suçu, doğası gereği bir 'örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suç'tur. Örgüte üye olma, tek başına soyut bir eylem değil, örgütün varlığını ve faaliyetlerini devam ettirmeye yönelik iradi bir katılımı ifade eder. Yargıtay, örgüt üyeliğinden mahkum olan bir kişinin bu suçunun, kanundaki 'örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suç' kapsamına girdiğini kabul etmektedir. Ayrıca, TCK m. 6/1-j'de 'örgüte katılan' kişi 'örgüt mensubu' sayılmış, TCK m. 58/9'da da örgüt mensuplarına mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu hükümler bir arada değerlendirildiğinde, örgüt üyeliğinden mahkum olanların da 2/3 koşullu salıverilme oranına tabi olduğu konusunda uygulamada bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak kanun metnindeki bu eksiklik, kavramsal karmaşaya ve eleştirilere neden olmaktadır. (Kaynak: sen.av.tr makalesi, 5275 s. Kanun m. 107/4, TCK m. 6, TCK m. 58)