2011-2020 yılları arasında Cumhuriyet savcılarının asliye ceza mahkemesi duruşmalarına katılmadığı dönemde, savcının mütalaası (esas hakkındaki görüşü) alınmadan karar verilmesi, ceza muhakemesinin hangi temel ilkesini işlevsiz kılmıştır? Bu durumun adil yargılanma hakkı üzerindeki etkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88789

Savcının esas hakkındaki mütalaasının alınmadan karar verilmesi, ceza muhakemesinin temel ilkelerinden olan 'çelişmeli yargılama' ve 'itham sistemi' ilkelerini işlevsiz kılmıştır. İtham sisteminde, iddia, savunma ve yargılama fonksiyonları farklı makamlar tarafından yerine getirilir. Savcının mütalaası, iddia makamının toplanan deliller ışığında olay hakkındaki nihai değerlendirmesini, suçun sübuta erip ermediği, hukuki nitelendirmesi ve talep ettiği sonuç (mahkumiyet, beraat, ceza türü vb.) hakkındaki görüşünü içerir. Bu mütalaa, savunma makamına (sanık ve müdafiine) neye karşı savunma yapacağını gösteren temel bir metindir. Savcının mütalaasının olmaması, savunma makamını iddia makamının son argümanlarından habersiz bırakır ve savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasını engeller. Sanık, ne ile suçlandığını ve iddianın son halini bilmeden savunma yapmak zorunda kalır. Bu durum, AİHS m. 6'da güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel unsurlarından olan 'silahların eşitliği' ilkesini ve savunma haklarını ciddi şekilde ihlal eder. Mahkeme, bir nevi hem iddia hem de yargılama makamı gibi hareket etmek durumunda kalarak itham sisteminden uzaklaşmış olur. (Kaynak: sen.av.tr makalesi)