Danıştay'ın E.2019/9162 sayılı kararında ve AYM'nin M. K. Başvurusu kararında, kişilerin mahkeme kararıyla değişen kimlik bilgilerine göre resmi belgelerinin (diploma vb.) yeniden düzenlenmesi talepleri temel haklar bağlamında ele alınmıştır. İki yüksek mahkemenin kararlarındaki ortak ve farklı argümanları karşılaştırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #88776

İki yüksek mahkemenin kararlarındaki ortak argümanlar şunlardır: Her iki karar da meselenin basit bir idari usul sorunu olmadığını, temel hak ve özgürlüklerle, özellikle kişinin manevi varlığı ve özel hayatıyla doğrudan ilgili olduğunu kabul etmiştir. Her iki mahkeme de eski kimlik bilgilerinin resmi bir belgede varlığını sürdürmesinin, kişinin geçmişiyle ilgili hassas bilgileri ifşa etme riski taşıdığını ve bunun birey için bir mağduriyet yarattığını vurgulamıştır. Hakkaniyet ve temel hakların korunması gerekliliği, idarenin katı usul kurallarının önüne geçirilmiştir. Farklı argümanlar ise şunlardır: Danıştay kararında, 6698 sayılı KVKK'ya ve 'özel nitelikli kişisel veri' kavramına daha belirgin bir vurgu yapılmış, özellikle cinsiyet değişikliği gibi hassas bir verinin korunması gerekliliği ön plana çıkarılmıştır. Anayasa Mahkemesi kararında ise, Anayasa'nın 20. maddesindeki 'özel hayata saygı hakkı' merkezi bir rol oynamıştır. AYM, müdahaleyi 'demokratik toplumda gereklilik' ve 'ölçülülük' testine tabi tutmuş, kamusal menfaat ile bireysel menfaat arasındaki dengenin başvurucu aleyhine bozulduğunu tespit ederek ihlal sonucuna ulaşmıştır. Danıştay daha çok idari işlemin hukuka uygunluğu ve kişisel verilerin korunması perspektifinden bakarken, AYM olayı temel hak ihlali ve anayasal denge denetimi perspektifinden ele almıştır. Sonuçta her iki mahkeme de benzer bir sonuca farklı anayasal ve yasal dayanakları öne çıkararak ulaşmıştır. (Kaynak: Danıştay 8. Daire, E.2019/9162; AYM, M. K. Başvurusu, 2019/42961)