TCK m.220'nin sistematiği dikkate alındığında, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayan bir kişinin, örgüt üyeleri tarafından işlenen bir 'faaliyet suçuna' iştirak etmesi durumunda, bu kişinin cezai sorumluluğu TCK m.220/4 (örgüt faaliyeti çerçevesinde suç işleme) kapsamında mı, yoksa TCK m.220/6-7 (örgüt adına suç işleme veya örgüte yardım) kapsamında mı değerlendirilmelidir? Bu ayrımın önemi nedir?
TCK m. 220'nin sistematiğine göre, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayan (yani kurucu, yönetici veya üye olmayan) bir kişinin sorumluluğu TCK m. 220/4 kapsamında değerlendirilemez. TCK m. 220/4, 'Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan da cezaya hükmolunur' diyerek, bu sorumluluğu maddenin önceki fıkralarında tanımlanan örgüt mensuplarına (kurucu, yönetici, üye) atfetmektedir. Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayan kişilerin örgütsel suçlara iştiraki ise, kanun koyucu tarafından özel olarak maddenin 6. ve 7. fıkralarında düzenlenmiştir. Buna göre, bu kişi eyleminin niteliğine göre ya 'üyesi olmadığı örgüt adına suç işlemiş' (m. 220/6) ya da 'örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmiş' (m. 220/7) sayılır. Bu ayrımın önemi, ceza sorumluluğunun ve infaz rejiminin doğru belirlenmesidir. Kişiyi doğrudan m. 220/4 kapsamında sorumlu tutmak, onu zımnen 'üye' gibi kabul etmek anlamına gelir ki bu, kanunun sistematiğine ve 'kanunilik' ilkesine aykırıdır. Kişinin sorumluluğu, özel olarak düzenlenmiş olan m. 220/6 veya m. 220/7'ye göre bireyselleştirilmelidir. Bu bireyselleştirme, kişinin hem alacağı cezayı hem de infaz rejimini (örneğin, sadece yardım eden olması halinde TCK m. 58/9'un uygulanmaması gibi) doğrudan etkileyecektir. (Kaynak: sen.av.tr makalesi, TCK m. 220)